FlashGet nasil kullanilir ?

15 Temmuz 2008

Eger internette çok dolasiyor, ve hosunuza giden seyleri (program,mp3..) indiriyorsaniz, Windows’un dosya indirme rutini size yavas ve kötü gelecektir. Hele bir de büyük bir dosyayi indirirken, ve de büyük bir kismini indirmisken baglantinizin kopmasi gibi birseyle karsilasirsaniz… Bu noktada yardimimiza hizli indirme programlari yetisiyor. En popülerlerini sayarsak: GETRIGHT, FLASHGET, DAP(Download Accerelator plus),GO!ZILLA, NETANTS, MASSDOWNLOADER, DOWNLOAD ASSISTANT… Ben sahsen hepsini denedim, fakat ençok FlashGet(Jetcar)’i begendim ve hala da bu fikrim degismedi.

FlashGet programını buraya tıklayarak indiriniz ve bilgisayarınıza kurunuz.
İnternet yaygınlaştığında ve biz netten bir şeyler download etmeye başladığımızda hep kendimize aynı soruyu sormuşuzdur: “Bunu daha hızlı download edebileceğimiz bir şey yok mu?”
Aslında vardı ama daha pahalı modemler, kablo modemler yada bunun gibi donanımlar. Eee tabii bir de bunun yazılım kısmı vardı ve şimdiye kadar oldukça çok download hızlandırıcı programlar çıktı. Bunlardan en ünlüleri hepimiz bildiği ve çoğumuzun kullandığı Go!Zilla ve GetRight. Ama bunların şimdiye kadar ben hiçbir hızlandırıcılık görevi yaptığını görmedim, duymadım. İnanın sadace download devam ettirme özelliği dışında hiçbir hızlandırıcı aktiviteleri yok. Ama Flashget, bir diğer adıyla Jetcar tam anlamıyla bir download hızlandırıcı. Bu programı kullananların yavaş yavaş artmasıyla birlikte popüleritesi de git gide çoğalmakta.
Peki nedir bu FlashGet? Oldukça mantıklı bir çalışma şekli olan programın en önemli özelliği indireceğiniz dosyaları parçalara ayırarak hızlı bir download sunması. Örneğin; 5mb’lık bir dosyayı download etmeye başlıyorsunuz. Bu program o dosyayı hemen 5 eşit parçaya bölüyor (isterseniz daha fazla ya da daha az parçaya bölünmesini sağlayabilirsiniz) ve böldüğü parçaların başından download etmeye başlıyor. Bunlara jet deniyor. Yani 5mb’lık bir dosyayı aynı anda başlayacak şekilde 1mb’lık dosyalar halinde download ediyor. Bu sayede oldukça hızlı bir bir şekilde dosyalarınızı indiriyorsunuz. Tahminen bu program download süresini yarı yarıya düşürüyor. Bu da size para ve zaman kazancı sağlıyor.


Şekil-1 (Dil Seçenekleri Bölümü)

FlashGet’in özellikleri bununla da bitmiyor. Program Türkçe’nin de içinde bulunduğu tam 46 dili destekliyor. Evet yani programı Türkçe olarak da kullanabiliyorsunuz. Ayrıca her programda olduğu gibi “Resume Download” yani download devam ettirme özelliği de var. Bunun yanında download hızlandırıcı programa izin vermeyen bazı sitelere de çözüm sunuyor. Yeni download deyip URL’nin adını panoya kopyaladığınızda direk servera bağlanıyor. Bu özellik bazı programlarda da vardı ama bununkini kullanması biraz daha kolay. Diğer bir özellik ise hız limiti özelliği. Bu özellik sayasinde indirdiğiniz birkaç dosya varsa bunların aynı hızda indirilmesini sağlıyorsunuz. Programın öyle her tarafı reklamla dolu değil ama isterseniz kayıt tescil kodu kullanarak reklamı kaldırabilirsiniz. Tabii bunun için bir ücret ödemeniz gerekmektedir.
FlashGet, Internet’ten bir dosya indirirken bağlantınız kesilip de dosyanız yarım kalırsa siz internete ne zaman tekrar bağlandığınızda ne kadarlık bir kısmını indirdiğini hatırlayıp, indirme işlemine kaldığı yerden devam ediyor.
Bu progamın en faklı ve güzel tarafı ise şu: Herhangi bir siteden bir programı indirmek istediniz (örneğin http://212.252.117.50/internet/napv2b6.exe). FlashGet otomatik olarak bu dosyayı indirmeye başlıyor. Ve bir yandan da internet üzerinde bu dosyayı bulabileceği diğer siteleri tarıyor. Varsa programı indirebileceği alternatif site adreslerini ve bunların en hızlılarını tesbit ediyor (napv2b6.exe için 33 alternatif site tesbit etti). Ardından da daha önce başladığı indirme yerinden vazgeçip en hızlı siteden dosyayı indirmeye başlıyor (örneğimizde http://ftp.cs.itu.edu.tr adresinin en hızlı site olduğu tesbit edildi). Dosyayı 10 kadar parçaya bölüp, her bir parçasını ayrı bir siteden en hızlı şekilde indiriyor. Eğer indireceğiniz dosyanın alternatif sitesi yoksa, bu durumda aynı adrese tesbit ettiğiniz parça sayısı kadar bağlantı kurup dosyayı parçalar halinde indiriyor ve elbetteki bu parçaları birleştiriyor. Elbette ki bu işlemler arka planda gerçekleşiyor ve siz farkına varmıyorsunuz.


Şekil-2 (Dosya İndirme Ayarları Penceresi)

Programın bir diğer güzel yanı ise, örneğin 10Mb dosya indireceksiniz. Bunun için bilgisayarın başına bağlanıp 3-4 saat beklemenize gerek yok. FlashGet’in Araçlar menüsünde Bitince kapat menüsünü işaretlerseniz, dosya indirmesi bittikten sonra internet bağlantınızı otomatik olarak kesiyor.
Hatta, bir adım ileri giderek indirmesini istediğiniz programları TAKVİM’liyorsunuz. Örneğin saat 22:00′de FlashGet otomatik olarak sizin internet bağlantınızı aktifleştiriyor, dosyayı indiriyor ve işi bitince hattı (Telefonu) kapatıyor.
FlashGet’in ayarlarını yapalım:
1)Ilk önce FlashGet’in son sürümüne sahip degilseniz, program sayfamizdan indirin. Kurduktan sonra Wiew menüsünden Language bölümünden Turkish seçenegini tiklayin, ve böylece programi Türkçelestirin.
2)Araçlar menüsünden Varsayilan indirme özellikleri kismini tiklayin. Kayit yeri kismina FlashGet’in nereye indirme yapmasini istiyorsaniz orayi ayarlayin. Dosyayi böl seçenegini ‘10′a getirin.
3)Araçlar menüsünden Seçenekler’e girin.Gelen kutuda “genel” menüsünde en küçük parçacik boyutunu 10kb’a çikarin. Baglanti menüsünden Maksimum es zamanli is bölümünü 8′e çikarin. En alttaki bölümden baglanti tipini seçerek otomatik olarak indirme boyutunu ayarlayabilir ya da alttaki kutuya elle istediginiz degerleri girebilirsiniz. Ana menüdeki “araçlar” kismindan indirme tipini belirleyebilirsiniz. Eger el ile ayarlanmayi seçerseniz -ki tavsiyemizdir- istediginiz zaman flashgetin altkismindaki bölümden mouse ile indirme hizi ile oynayabilirsiniz. Unutmayin, büyük degerler internetteki gezinti hizinizin yavaslamasina sebep olacaktir. Bu yüzden fazla zorlamamanizda yarar vardir. Eger indirdiginiz dosyaya virüs taramasinin yapilmasini istiyorsaniz, dosya yöneticisi menüsünden “indirilen dosya için virüs taramasi yap” etkin hale getirin, virüs tarama programininizin uygulama dosyasini tarayici bölümüne ayarlayin(Örnek: Norton için C:\Program Files\Norton AntiVirus\Navw32.exe, McAfee için C:\Program Files\McAfee\VirusScan95\scan95, args /autoscan /nosplash), böylece otomatik olarak taranacaklardir. isterseniz FlashGet ile internete de baglanabilirsiniz. Bunun için Çevirmeli A? menüsünden baglanti ayarlarini degiitirin, bundan sonra genel menüdeki telefon simgesini tiklattiginiz zaman baglanti kurmaya baslar,fakat bunun bir kusuru var. Offline olarak Flashget’i çalistirirken eger indirmesi bitmeyen dosya varsa internete baglanma otomatik olarak açiliyor, yine de seçim sizin…


Şekil-3 (Programın Ana Penceresi)

Biraz da programin kullanimina geçelim.
a)Eger FlashGet ile bir dosya indirmek istiyorsaniz sag tusa basip en alttaki “FlashGet’i kullanarak indir” seçenegini tiklarsaniz otomatik olarak FlashGet devreye girecektir. Eger indirme baslamadiysa yine sag tusa bastiginizda çikan “kisayolu kopyala” yi tiklayin, eger otomatik olarak devreye girmezse FlashGet simgesini tiklatin, gelecektir. Eger bu yolla da yapamadiysaniz son çare “kisayolu kopyala”yi tikladiktan sonra FlashGet menüsündeki bas taraftaki düz beyaz sayfa simgesini tiklayin, bu sefer olacaktir.
b)Bir siteye girdiniz ve sitedeki hersey çok hosunuza gitti. Mesela bir resim sayfasindaki birkaç resim ya da bir mp3 sayfasindaki bütün mp3′leri indirmek istiyorsunuz. Burada FlashGet’in büyük kolayligi devreye giriyor. Sayfanin üzerinde sag tusa basin, “Tümünü FlashGet’i kullanarak indir”i tiklayin. Çikan menüde indirmek istemediginiz banner,sayfa,simge… gibi seylerin yanindaki kutucugu bosaltin. Böylece bütün hepsi siraya konularak indirelecektir.
c)Indirme islemini baslattiniz, fakat dosya bir türlü inmeye baslamadi. Dosyanin isminin yaninda 6,9,15 vb. gibi rakamlarda çikti ise indirdiginiz dosyada yada link adresinde bir problem var demektir. Tek çare dosyayi silmek. Bunu dosyayi tiklattiktan sonra FlashGet’in menüsündeki X(sil) isaretinden yapabilirsiniz.
d) FlashGet te bir dosyanin üzerinde sag tiklattiginizda karsiniza bir menü çikar. Menü gayet anlasilir oldugu için açiklamaya gerek duymuyorum. Yalniz en alttaki “Url’yi panoya kopyala” nin ne ise yaradigini açiklayayim; bu dosyanin indigi adresi hafizaya alir. Böylece kopyala/yapistir seklinde istediginiz gibi kullanabilirsiniz.
e) FlashGet’in kenardaki kare seklindeki simgesinden hoslanmiyorsaniz,karenin üzerinde sag tusa basin ve “Birakma Bölgesi” seçenegine tiklayin. Kare yok olacaktir.
Son olarak FlashGet’in üzerinde F7 tusuna basarsaniz Site Gezgini karsiniza çikacaktir. Bunu kullanarak bir sayfadaki bütün bilgileri kaydedebilirsiniz.

Antioksidanlar - (Bitirme Ödevi)

14 Temmuz 2008

Antioksidanlar, gıdalarda oksidatif bozulmayı önleyen veya geciktiren bileşikler olarak tanımlanmaktadırlar. Bu bileşikler oksidatif ve otooksidatif işlemlerin başlangıcında etki göstererek oksidasyonu ve buna bağlı olarak oluşan istenmeyen reaksiyon ürünlerinin (kötü koku ve lezzet) oluşumunu engelleyebilmektedir. Geniş ifadeyle, antioksidanlar oksijen ile reaksiyona girerek, gıdalar içindeki olumsuz etkilerini engelleyen maddeler olarak tanımlanırlar. Uluslaraarası Gıda Kodeks Komisyonu (CAC)’nin tanımında ise antioksidanlar “gıdada yağın acılaşmasını ve renk değişmleri gibi oksidasyon reaksiyonları sonucunda oluşan bozulmaları önleyerek raf ömrünü uzatan maddeler” olarak ifade edilmektedirler. Pek çok gıda maddesinin bozulmasının önemli kaynağının oksijen olduğu bilinmektedir. İstenilmeyen lezzet ve koku oluşumlarına neden olan oksidatif acılaşma reaksiyonu nem, ısı, ışık, metaller, metal içeren bileşikler ve enzimler ile katalizlenebilmektedirler. Gıdalara uygulanan hazırlama, paketleme ve soğutma işlemleri acılaşmayı geciktirmekte ancak bunu engelleyememektedir. Antioksidanlar, gıdalara oksidasyonun başlangıcından önce ilave edildiklerinde reaksiyonu önleyebilmekte veya azaltabilmektedir.

Yağlarda ve yağ içeren gıdalarda kullanılan antioksidanlarda bulunması gereken özellikler aşağıdaki şekilde özetlenebilmektedir

· Gıdalarda kullanıldıkları dozlarda toksik etkileri bulunmamalıdır
· Düşük konsantrasyonlarda etkili olabilmelidir

· Kolaylıkla temin edilebilmelidir
· Kızartma gibi ısıl işlemlerde etkisini kaybetmemelidir

· Gıdada istenilmeyen renk veya lezzet değişimlerine neden olmamalıdır

· Maliyeti düşük olmalıdır.

Bununla birlikte antioksidanların bozulmaya başlayan veya bozulmuş olan bir yağın lezzetini geliştirmeyecekleri ve hidroliz veya mikrobiyal yollarla oluşabilecek bozulmayı engelleyemedikleri ifade edilmektedir. Ancak BHA gibi bazı fenolik antioksidanların antimikrobiyal etkilerinin bulunduğu ve küflere karşı etkili oldukları belirlenmektedir. Spesifik bir uygulama için en uygun antioksidan seçiminde;

· Antioksidan katılacak gıdanın tipi (hayvansal yada bitkisel yağlar)

· Antioksidanın katıldığı yağın kullanıldığı gıdada etkisini göstermesi

· Antioksidanın çözünürlüğü veya dağılımı
· Renk bozma eğlimi

· Gıdanın pH’sı

· Gıdaya uygulanacak işlemin tipi (kızartma,fırında pişirme, püskürtmeli-kurutma, ektrüzyon gibi)

· Lezzetin nötral olması

gibi faktörlerin gözönüne alınması gerekmektedir.

Antioksidanların doğru ve etkili kullanımları için; gıdalardaki oksidasyon olaylarının mekanizmalarının ve antioksidanın bozulmayı engellemedeki fonksiyonunun, diğer bir ifadeyle “etki mekanizması” gibi temel konuların çok iyi anlaşılması gerekmektedir.

2. SERBEST OKSİJEN RADİKALLERİ VE ANTİOKSİDANLAR

2.1. Yaşam İçin Oksijen (O2)

Havasız yerde yaşayamayız. Yaşamımızı sürdürmek için havanın moleküler oksijenini (O2) tükettiğimizi biliyoruz.

Total oksijen tüketimimizin %90′ından fazlasından elektron transport zinciri (solunum zinciri), %5-10′undan da diğer oksijen gerektiren reaksiyonlar sorumludur.

Elektron transport zincirinde moleküler oksijen, yakıtlardan (glukoz, yağ asidi ve amino asitlerin karbon iskeleti) türeyen NADH ve FADH2′den elektronları alarak suya indirgenir. Bu yolda oksijen molekülünün kuvvetli oksitleyici gücü, ATP’nin yüksek enerjili fosfat bağı haline dönüştürülür.

Moleküler oksijen gerektiren fakat ATP’nin oluşumu reaksiyonuyla eşleşmeyen diğer reaksiyonlar, amino asitlerin katabolizması, ilaçların detoksifikasyonu ve steroid hormonların sentezi gibi spesifik metabolik yollar için önemlidirler. Bu reaksiyonlarda diğer oksidazlar (oksijeni suya veya hidrojen perokside indirgeyen enzimler) ve oksijenazlar (oksijeni okside olan moleküle bağlayan enzimler) görev alırlar.
2.1.1. Moleküler Oksijenin Özellikleri

Moleküler oksijen (O2), paralel spin durumlu iki ortaklanmamış (eşleşmemiş) elektrona sahiptir.
Ortaklanmamış (eşleşmemiş) elektron içeren atom, atom grubu veya moleküller serbest radikal olarak tanımlanırlar. Ancak Fe3+, Cu2+, Mn2+ ve Mo5+ gibi geçiş metalleri de ortaklanmamış elektronlara sahip oldukları halde serbest radikal olarak kabul edilmezler, fakat serbest radikal oluşumunda önemli rol oynarlar. Serbest radikaller pozitif yüklü (katyon), negatif yüklü (anyon) veya elektriksel olarak nötral olabilirler.
Serbest radikal tanımına göre moleküler oksijen, bir biradikal (diradikal) olarak değerlendirilir. Biradikal oksijen, radikal olmayan maddelerle yavaş reaksiyona girdiği halde diğer serbest radikallerle kolayca reaksiyona girer.

Biradikal oksijenin elektronlarından birinin enerji alarak kendi spininin ters yönünde olan başka bir orbitale yer değiştirmesiyle singlet oksijen oluşur. Singlet oksijen, eşleşmemiş elektronu olmadığı için radikal olmayan reaktif oksijen molekülüdür, delta ve sigma olmak üzere iki şekli vardır.
Organizmada geçiş metallerini (Fe2+ ve Cu+ gibi metaller) içeren enzimler vasıtasıyla moleküler oksijene tek elektronların transferi suretiyle oksidasyon reaksiyonları meydana gelir.

Moleküler oksijen, biradikal doğasının bir sonucu olarak yüksek derecede reaktif oksijen türleri (ROS) oluşturma eğilimindedir.

2.1.2. Reaktif oksijen türleri (ROS)

Reaktif oksijen türleri (ROS), normal oksijen metabolizması sırasında az miktarda oluşan süperoksit radikali (O2~-), hidrojen peroksit (H2O2) ve hidroksil radikali (OH•)’dir.

O2
Süperoksit radikali (süperoksit anyonu)
H2O

Su
Reaktif oksijen türleri, çeşitli serbest radikallerin oluştuğu serbest radikal zincir reaksiyonlarını başlatabilirler ve hücrede karbon merkezli organik radikaller (R•), peroksit radikalleri (ROO•), alkoksi radikalleri (RO•), tiyil radikalleri (RS•), sülfenil radikalleri (RSO•), tiyil peroksit radikalleri (RSO2•) gibi çeşitli serbest radikallerin oluşumuna neden olurlar.

2.1.3. Süperoksit Radikali (O2~-)

Süperoksit radikali (O2~-) hemen tüm aerobik hücrelerde moleküler oksijenin (O2) bir elektron alarak indirgenmesi sonucu oluşur. İndirgenmiş geçiş metallerinin otooksidasyonu süperoksit radikali meydana getirebilir.
Süperoksit radikali kendisi direkt olarak zarar vermez. Bu radikal anyonun asıl önemi, hidrojen peroksit kaynağı olması ve geçiş metalleri iyonlarının indirgeyicisi olmasıdır. Süperoksit radikali düşük pH değerlerinde daha reaktifdir, oksidan perhidroksi radikali (HO2•) oluşturmak üzere protonlanır.<o:p></o:p>

+H+

Süperoksit radikali ile perhidroksi radikali birbirleriyle reaksiyona girince biri okside olur diğeri indirgenir. Bu dismutasyon reaksiyonunda moleküler oksijen ve hidrojen peroksit meydana gelir.

Süperoksit radikali hem oksitleyici hem indirgeyici özelliğe sahiptir. Örneğin ferrisitokrom c ya da nitroblue tetrazolium ile reaksiyonunda indirgeyici olarak davranarak bir elektron kaybeder ve moleküler oksijene okside olur.
Süperoksit radikali epinefrinin oksidasyonunda oksidan olarak davranarak bir elektron alır ve hidrojen perokside (H2O2) indirgenir.

Süperoksit radikalinin fizyolojik bir serbest radikal olan nitrik oksit (NO•) ile birleşmesi sonucu bir reaktif oksijen türü olan peroksinitrit (ONOO-) meydana gelir. Peroksinitrit, nitrit (NO2-) ve nitrat (NO3-) oluşturmak üzere metabolize edilir. Peroksinitrit, azot dioksit (NO2•), hidroksil radikali (OH•), nitronyum iyonu (NO2+) gibi toksik ürünlere dönüşebilir ki nitrik oksitin (NO•) zararlı etkilerinden peroksinitrit sorumludur.

2.1.4. Hidrojen peroksit (H2O2)

Hidrojen peroksit (H2O2), süperoksidin çevresindeki moleküllerden bir elektron alması veya moleküler oksijenin çevresindeki moleküllerden iki elektron alması sonucu oluşan peroksitin iki proton (H+) ile birleşmesi sonucu meydana gelir.

Biyolojik sistemlerde hidrojen peroksidin asıl üretimi, süperoksidin (O2~-) dismutasyonu ile olur. İki süperoksit molekülü, süperoksidin dismutasyonu reaksiyonunda iki proton alarak hidrojen peroksit ve moleküler oksijeni oluştururlar.
Bu reaksiyon, radikal olmayan ürünler meydana geldiğinden dismutasyon reaksiyonu olarak bilinir, ya spontan gerçekleşir ya da süperoksit dismutaz (SOD) enzimi tarafından katalizlenir. Spontan dismutasyon pH 4,8′de en hızlıdır, enzimatik dismutasyon ise spontan dismutasyonun nispeten yavaş olduğu nötral ya da alkali pH’da daha belirgindir.

Hidrojen peroksit bir serbest radikal olmadığı halde reaktif oksijen türleri (ROS) kapsamına girer ve serbest radikal biyokimyasında önemli bir rol oynar. Çünkü Fe2+ veya diğer geçiş metallerinin varlığında Fenton reaksiyonu sonucu, süperoksit radikalinin (O2~-) varlığında Haber-Weiss reaksiyonu sonucu en reaktif ve zarar verici serbest oksijen radikali olan hidroksil radikali (OH•) oluşturur.

Süperoksit radikalinin lipid solubilitesi sınırlı olduğu halde hidrojen peroksit lipid solubldur. Bu nedenle hidrojen peroksit kendisinin oluştuğu yerden uzakta olan fakat Fe2+ içeren membranlarda hasar oluşturabilir.

2.1.5. Hidroksil radikali (OH•)

Hidroksil radikali (OH•), Fenton reaksiyonu ve Haber-Weiss reaksiyonu sonucu hidrojen peroksitten oluşmaktadır. Ayrıca suyun yüksek enerjili iyonize edici radyasyona maruz kalması sonucunda oluşur.
Hidroksil radikali son derece reaktif bir oksidan radikaldir, yarılanma ömrü çok kısadır. Hidroksil radikali olasılıkla reaktif oksijen türlerinin (ROS) en güçlüsüdür. Oluştuğu yerde tiyoller ve yağ asitleri gibi çeşitli moleküllerden bir proton kopararak tiyil radikalleri (RS•), karbon merkezli organik radikaller (R•), organik peroksitler (RCOO•) gibi yeni radikallerin oluşmasına ve sonuçta büyük hasara neden olur.
2.1.6. Hücrede reaktif oksijen türlerinin (ROS) kaynağı

Hücrede normal metabolik yollardaki enzimatik reaksiyonlarda enzimlerin aktif yerinde ara ürünler olarak devamlı şekilde serbest radikaller oluşabilir. Bazen bu serbest radikal ara ürünler enzimlerin aktif yerinden sızarlar, moleküler oksijenle kazara etkileşirler ve sonuçta serbest oksijen radikalleri oluşur.

· Normalde hücrelerde en büyük serbest oksijen radikali kaynağı mitokondriyal elektron transport zincirinden sızıntıdır. Mitokondri iç zarında yerleşmiş oksidatif fosforilasyon zinciri bileşenleri büyük oranda indirgendiği zaman mitokondriyal süperoksit radikal üretimi artar.
· Endoplazmik retikulum ve nükleer membranda serbest radikal üretimi, membrana bağlı sitokromların oksidasyonundan kaynaklanır.

· Birçok enzimin katalitik döngüsü sırasında da serbest radikaller ortaya çıkar. Bu enzimlerden biri ksantin oksidazdır. Ksantin oksidaz hasarlanmamış dokularda bir dehidrojenaz olarak vardır, pürinlerin yıkılım yolunda hipoksantinden ksantin ve ksantinden ürik asit oluşumu basamaklarında elektron akseptörü olarak moleküler oksijenden (O2) daha çok NAD+ kullanır. Oksijensizliğe bağlı olarak ADP’nin ATP’ye fosforilasyonunun azaldığı durumlarda (iskemi durumlarında) ADP yıkılır ve pürin bazı, ksantin oksidazın bir oksidaz olarak etkili olmasıyla hipoksantine dönüştürülür. Ksantin oksidazın oksidaz olarak aktivite göstermesi durumunda hipoksantin ksantine ve ksantin ürik aside dönüşürken moleküler oksijen kullanılmakta, moleküler oksijen hidrojen perokside indirgenmektedir. İskemi durumlarında oksijen seviyesi düşük olduğundan önemli hasar olmaz. Ancak oksijen seviyesi reperfüzyon sırasında normale dönünce iskemi yerinde ksantin oksidaz etkisiyle fazla miktarda hidrojen peroksit (H2O2) ve süperoksit radikali (O2~-) oluşur, bunların etkisiyle de iskemi/reperfüzyon hasarı denen durum ortaya çıkar. Ksantin oksidazın özellikle intestinal mukoza hücrelerinde görülen iskemi/reperfüzyon hasarında önemli faktör olduğu düşünülmektedir.

Aldehit oksidaz yapı itibariyle ksantin oksidaza benzer, substratlarının çoğu aynıdır ve süperoksit radikali (O2~-) üretir.

Dihidroorotat dehidrojenaz, flavoprotein dehidrojenaz, amino asit oksidaz ve triptofan dioksijenaz gibi enzimler de serbest radikal oluşmasına neden olurlar.

Peroksizomlar çok önemli hücre içi hidrojen peroksit (H2O2) kaynağıdırlar. Peroksizomlardaki D-amino asit oksidaz, ürat oksidaz, L-hidroksil asit oksidaz ve yağ asidi açil-CoA oksidaz gibi oksidazlar, süperoksit üretmeden bol miktarda hidrojen peroksit (H2O2) üretimine neden olurlar. Ancak peroksizomlarda, hidrojen peroksidin suya ayrışmasını katalizleyen katalaz (CAT) enziminin aktivitesi de çok yüksek olduğundan peroksizomlardan sitozole ne kadar hidrojen peroksit (H2O2) geçtiği bilinmemektedir.

Hayvan hücrelerinde askorbik asit, tiyoller, adrenalin ve flavin koenzimleri gibi bazı bileşiklerin otooksidasyonu da süperoksit radikalinin (O2~-) bir başka kaynağıdır.
Araşidonik asit metabolizması da reaktif oksijen metabolitlerinin önemli bir kaynağıdır. Fagositik hücrelerin uyarılması, fosfolipaz ve protein kinazın aktivasyonuna ve plazma membranından araşidonik asidin serbestleşmesine yol açar. Araşidonik asidin enzimatik oksidasyonuyla da çeşitli serbest radikal ara ürünleri meydana gelirler.
Araşidonik asit metabolizması sonucu serbest radikal üretimine “enzimatik lipid peroksidasyonu” denir.
Özellikle demir ve bakır olmak üzere geçiş metalleri, fizyolojik şartlarda elektron alış verişi şeklinde gerçekleşen oksidoredüksiyon reaksiyonlarında görev alırlar. Geçiş metalleri bu özellikleri nedeniyle serbest radikal reaksiyonlarını hızlandıran katalizör vazifesi görürler. Demir ve bakır, tiyollerden tiyil sentezini H2O2 ve O2 ~- den OH• sentezini katalizlerler.
Mn2+ nın O2 ~- tarafından oksidasyonu Mn3+ veya Mn-Oksijen kompleksinin oluşumunu sağlar, bunlar da O2 ~- den daha çok oksitleyicidirler.

Metal iyonlarının serbest radikal reaksiyonlarındaki asıl önemi lipid peroksidasyonundaki etkileriyle ilgilidir. Geçiş metalleri lipid peroksidasyonunu başlatmaktan çok, sentezlenmiş olan lipid hidroperoksitlerinin (LOOH) parçalanmalarını ve lipid peroksidasyonunun zincir reaksiyonlarını katalize ederler. Böylece daha az zararlı olan radikalleri daha zararlı hale getirirler.
Aktive olmuş makrofajlar, nötrofiller ve eozinofillerde fagositik solunumsal patlama sırasında da çeşitli serbest radikaller oluşur.

Fagositik lökositler opsonize mikroorganizmalar, C5a kompleman faragmanı, lökotrien B4, bakteriyel orijinli N-formil oligopeptitler gibi partiküler ya da çözünebilir bir uyarıcıyla uyarıldıklarında lizozomal komponentleri dışarıya vermeye başlarlar ve reaktif oksijen metabolitlerinin oluşumuyla birlikte mitokondri dışında oksijen tüketiminde bir patlama (solunumsal patlama) gösterirler. Fagosite edilmiş bakteri, solunumsal patlama ürünlerinin etkisiyle öldürülür. Ancak bu oksidan ürünler hücrelerin antioksidan savunma güçlerini aştığında normal konak hücrelere zarar verirler ve çeşitli hastalıkların patogenezinde rol oynarlar.

Fagositlerin uyarılması, heksoz monofosfat şantı yoluyla glukozun oksidasyonunda artışa yol açar. Solunumsal patlama sırasında elektron vericisi olarak NADPH kullanılır ve moleküler oksijenin (O2) süperoksit radikaline (O2~-) indirgenmesi sonucu NADP+ üretimi artar ve heksoz monofosfat yolu aktive olur. Heksoz monofosfat yolunun aktivasyonuna neden olan NADP+ nin diğer kaynağı hidrojen peroksidin (H2O2) detoksifikasyonundan sorumlu olan glutatyon peroksidaz-glutatyon redüktaz sistemidir.
Nötrofiller ve monositlerin primer lizozomal granüllerinde Fe-hem içeren miyeloperoksidaz enzimi bulunur. Çeşitli uyarıcıların etkisiyle fagositler miyeloperoksidaz içeren granüllerini ekstrasellüler aralıktaki fagositik vakuol içine boşaltırlar. Miyeloperoksidaz, hidrojen peroksit (H2O2) varlığında klorür, iyodür ve bromürün oksidasyonunu katalizleyerek hipoklorik asit (HOCl), hipoiyodik asit (HOI) ve hipobromik asit (HOBr) oluşturur. Bu bileşikler ve bunların tuzları güçlü oksidanlardır, biyolojik olarak önemli moleküllerle reaksiyona girerek mikroorganizmayı etkileyen toksik ajanlar meydana getirirler.

Fagositin kendisi de reaktif oksidanların zarar vermelerine karşı hassastır. Bununla birlikte kendilerini oksidanlarına karşı koruyabilirler. Fagositlerin antioksidan sistemleri, süperoksidi hidrojen perokside dönüştüren süperoksit dismutaz (SOD), hidrojen peroksidi suya indirgeyen katalaz (CAT), hidrojen peroksidi detoksifiye edici glutatyon peroksidaz­glutatyon redüktaz sistemi, antioksidan vitaminlerden á-tokoferol (vitamin E) ve askorbik asit (vitamin C) gibi antioksidanlardır.
Nötrofillerden toksik ajanların sızıntısı veya sekresyonu, yakın hücrelere ve solubl sistemlere zarar verir. Fagosit kaynaklı oksidanlar ototoksik, immünosupresif ve mutajenik etkiler gösterirler. Örneğin romatoit artritli (RA) hastaların diz eklemlerinde fazla miktarda nötrofil birikir ve bu nötrofillerden ortama salıverilen serbest radikaller eklem hasarını hızlandırırlar.
Bazı yabancı toksik maddeler hücrede serbest radikal üretimini artırırlar. Bu maddeler ya doğrudan serbest radikal üretirler ya da serbest radikallerin ortadan kaldırılmasını sağlayan antioksidan aktiviteyi düşürürler. Bu tip maddeler dört grupta toplanabilirler:
1) Toksinin kendisi bir serbest radikaldir. Örneğin kirli havanın koyu rengini veren azot dioksit gazı (NO2•) böyle bir maddedir. Azot dioksit (NO2•) etkili bir lipid peroksidasyonu başlatıcısıdır.
2) Toksin bir serbest radikale metabolize olur. Örneğin kuru temizlemede kullanılan toksik bir madde olan karbon tetraklorür (CCl4), karaciğerde sitokrom p450 tarafından triklorometil serbest radikaline (CCl3•) dönüştürülür. Triklorometil serbest radikali de moleküler oksijenle (O2) etkileşerek peroksil serbest radikali (CCl3O2•) oluşturur.

Triklorometil serbest radikali (CCl3•) ve peroksil serbest radikali (CCl3O2•) kuvvetli lipid peroksidasyonu başlatıcısıdırlar. Böylece reaktif serbest radikal üretimi karaciğerde antioksidan savunmaları aşar, sellüler membranlarda oksidatif yıkım ve ciddi doku hasarı meydana gelir.

3) Toksinin metabolizması sonucu serbest oksijen radikali meydana gelir. Örneğin özellikle karaciğerde biriken paraquat bir serbest radikale indirgendikten sonra tekrar yükseltgenerek rejenere edilirken oksijen indirgenir ve böylece bol miktarda süperoksit radikali (O2~-) üretilmiş olur.
Diyabetik bir ajan olan alloksan da paraquat gibi etki eder.
Antikanserojen bir madde olan doxorubicin de DNA replikasyonunu inhibe ederken olasılıkla önemli miktarda süperoksit radikali (O2~-) ve hidroksil radikali (OH•) üretimine neden olur. Birçok endojen bileşiğin ve ksenobiyotiğin hidroksilasyonunu, endoplazmik retikulum membranında yerleşmiş iki üniteden oluşmuş bir hem proteini olan sitokrom P450 katalize eder.
Bu reaksiyonlarda oksijen kaynağı olarak moleküler oksijen kullanıldığı gibi peroksitler (ROOH) de kullanılabilir. Ancak, alkol ve asetonla indüksiyonunda olduğu gibi bazı hallerde sitokrom P450 aşırı miktarda süperoksit radikali (O2~-) üreten bir izoenzime dönüşür.
4) Toksin antioksidan aktiviteyi düşürür. Örneğin parasetamolün karaciğerde sitokrom P450 tarafından metabolizması antioksidan aktivitede önemli yeri olan glutatyonla reaksiyona giren bir ürün oluşturarak sonuçta glutatyonun miktarını azaltır.

2.1.7. Serbest Oksijen Radikallerinin Etkileri
Reaktif oksijen türlerinin (ROS) oluşumu enflamasyon, radyasyon, yaşlanma, normalden yüksek parsiyel oksijen basıncı (pO2), ozon (O3) ve azot dioksit (NO2•), kimyasal maddeler ve ilaçlar gibi bazı uyarıların etkisiyle artar.
Serbest radikaller hücrelerin lipid, protein, DNA, karbonhidrat ve enzim gibi tüm önemli bileşiklerine etki ederler.
Süperoksit radikali (O2~-) ve hidroksil radikali (OH•) sitoplazma, mitokondri, nükleus ve endoplazmik retikulum membranlarında lipid peroksidasyonunu başlatır. Membranlarda lipid peroksidasyonu meydana gelmesi sonucu membran permeabilitesi artar.
Serbest radikallerin etkisiyle proteinlerdeki sistein sülfhidril grupları ve diğer amino asit kalıntıları okside olarak yıkılır, nükleer ve mitokondriyal DNA okside olur.
Serbest oksijen radikallerinin tüm bu etkilerinin sonucunda hücre hasarı olur. Hücrede reaktif oksijen türlerinin (ROS) ve serbest radikallerin artışı hücre hasarının önemli bir nedenidir. İskemi sonrasında reperfüzyon da reaktif oksijen türlerinin (ROS) artışına bağlı olarak iskeminin oluşturduğu hücre hasarını artırır.
Serbest oksijen radikallerinin neden olduğu hücre hasarının birçok kronik hastalığın komplikasyonlarına katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Aterogenez, amfizem/bronşit, Parkinson hastalığı, Duchenne tipi musküler distrofi, gebelik preeklampsisi, serviks kanseri, alkolik karaciğer hastalığı, hemodiyaliz hastaları, diabetes mellitus, akut renal yetmezlik, Down sendromu, yaşlanma, retrolental fibroplazi, serebrovasküler bozukluklar, iskemi/reperfüzyon injürisi gibi durumlarda serbest oksijen radikallerinin neden olduğu hücre hasarı söz konusudur.
2.1.8. Serbest Radikallere Karşı Hücresel Savunma (antioksidan savunma sistemleri, antioksidanlar)

Reaktif oksijen türlerinin (ROS) oluşumunu ve bunların meydana getirdiği hasarı önlemek için birçok savunma mekanizmaları vardır. Bu mekanizmalar “antioksidan savunma sistemleri” veya kısaca “antioksidanlar” olarak bilinirler.

Antioksidanlar dört ayrı şekilde etki ederler. 1) Serbest oksijen radikallerini etkileyerek onları tutma veya daha zayıf yeni moleküle çevirme toplayıcı etkidir. Antioksidan enzimler, trakeobronşiyal mukus ve küçük moleküller bu tip etki gösterirler. 2) Serbest oksijen radikalleriyle etkileşip onlara bir hidrojen aktararak aktivitelerini azaltma veya inaktif şekle dönüştürme bastırıcı etkidir. Vitaminler, flavanoidler bu tarz bir etkiye sahiptirler. 3) Serbest oksijen radikallerini bağlayarak zincirlerini kırıp fonksiyonlarını engelleyici etki zincir kırıcı etkidir. Hemoglobin, seruloplazmin ve mineraller zincir kırıcı etki gösterirler. 4) Serbest radikallerin oluşturdukları hasarın onarılması onarıcı etkidir.

Antioksidanlar, endojen kaynaklı veya eksojen kaynaklı olabilirler.

2.2. Endojen Antioksidanlar

Endojen antioksidanlar, enzim ve enzim olmayanlar olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar.

Enzim olan endojen antioksidanlar şunlardır: 1) Süperoksit dismutaz (SOD). 2) Glutatyon peroksidaz (GSH-Px). 3) Glutatyon S-Transferazlar (GST). 4) Katalaz (CAT). 5) Mitokondriyal sitokrom oksidaz sistemi. 6) Hidroperoksidaz.

Enzim olmayan endojen antioksidanlar şunlardır: 1) Melatonin. 2) Seruloplazmin. 3) Transferrin. 4) Miyoglobin. 5) Hemoglobin. 6) Ferritin. 7) Bilirubin. 8) Glutatyon. 9) Sistein. 10) Metiyonin. 11) Ürat. 12) Laktoferrin. 13) Albümin.

2.2.1. Eksojen Antioksidanlar

Eksojen antioksidanlar, vitaminler, ilaçlar ve gıda antioksidanları olmak üzere sınıflandırılabilirler.

Vitamin eksojen antioksidanlar şunlardır: 1) á-tokoferol (vitamin E). 2) â-karoten. 3) Askorbik asit (vitamin C). 4)Folik asit (folat).

İlaç olarak kullanılan eksojen antioksidanlar şunlardır: 1) Ksantin oksidaz inhibitörleri (allopürinol, oksipürinol, pterin aldehit, tungsten). 2) NADPH oksidaz inhibitörleri (adenozin, lokal anestezikler, kalsiyum kanal blokerleri, nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, diphenyline iodonium). 3) Rekombinant süperoksit dismutaz. 4) Trolox-C (vitamin E analoğu). 5) Endojen antioksidan aktiviteyi artıranlar (GSH-Px aktivitesini artıran ebselen ve asetilsistein). 6) Nonenzimatik serbest radikal toplayıcılar (mannitol, albümin). 7) Demir redoks döngüsü inhibitörleri (desferroksamin). 8) Nötrofil adezyon inhibitörleri. 9) Sitokinler (TNF ve IL-1). 10) Barbitüratlar. 11) Demir şelatörleri.

Gıdalardaki eksojen antioksidanlar şunlardır: 1) Butylated hydroxytoluene (BHT). 2) Butylated hydroxyanisole (BHA). 3) Sodium benzoate. 4) Ethoxyquin. 5) Propylgalate. 6) Fe­superoxyde dismutase.

2.2.2. Süperoksit Dismutaz (SOD)
Süperoksit dismutaz (EC 1.15.1.1, EC-SOD) süperoksit serbest radikalinin (O2~-) hidrojen peroksit (H2O2) ve moleküler oksijene (O2) dönüşümünü katalizleyen antioksidan enzimdir.

İnsanda süperoksit dismutazın iki izomer tipi bulunmaktadır. Cu-Zn SOD sitozolde bulunur, Cu ve Zn içerir, dimerik yapıdadır, siyanidle inhibe edilir. Mn SOD mitokondride bulunur, Mn içerir, tetramerik yapıdadır, siyanidle inhibe olmaz. Genel olarak hücrede en bol bulunan izomer sitozolik Cu-Zn SOD’dır.

SOD’ın fizyolojik fonksiyonu oksijeni metabolize eden hücreleri süperoksit serbest radikalinin (O2~-) lipid peroksidasyonu gibi zararlı etkilerine karşı korumaktır. SOD, fagosite edilmiş bakterilerin intrasellüler öldürülmesinde de rol oynar.

SOD aktivitesi,yüksek oksijen kullanımı olan dokularda fazladır ve doku pO2 artışıyla artar. SOD’ın ekstrasellüler aktivitesi çok düşüktür.

Cu-Zn SOD’ın spesifik aktivitesi Down sendromlu hastaların eritrositlerinde yüksek, prematürelerin ve yaşlıların eritrositlerinde ve psöriyazisli hastaların lökositlerinde düşük bulunmuştur.

2.2.3. Glutatyon Peroksidaz (GSH-Px)

Glutatyon peroksidaz (GSH-Px) sitozolde bulunur, 4 selenyum atomu içerir, tetramerik yapıdadır.

Glutatyon peroksidaz (glutatyon:H2O2 oksidoredüktaz, EC 1.11.1.9), hidroperoksitlerin indirgenmesinden sorumlu enzimdir.
Fosfolipid hidroperoksit glutatyon peroksidaz (PLGSH-Px) adı verilen bir enzim monomerik yapıdadır ve esas olarak membran fosfolipid hidroperoksitlerini alkollere indirger.
Fosfolipid hidroperoksit glutatyon peroksidaz (PLGSH-Px) membrana bağlı en önemli antioksidan olan vitamin E yetersiz olduğunda membranı peroksidasyona karşı korur. GSH-Px’ın fagositik hücrelerde de önemli fonksiyonları vardır. Diğer antioksidanlarla birlikte GSH-Px, solunum patlaması sırasında serbest radikal peroksidasyonu sonucu fagositik hücrelerin zarar görmesini önler.

GSH-Px eritrositlerde oksidatif strese karşı en etkili antioksidandır. Eritrosit GSH-Px aktivitesi yaşlılarda ve Down sendromlu hastalarda yüksek, prematürelerde düşük bulunmuştur.

Lökosit GSH-Px aktivitesi yaşlılarda ve hipertansiyonlu hastalarda yüksek bulunmuştur.

2.2.4. Glutatyon Redüktaz

Glutatyon redüktaz, GSH-Px vasıtasıyla hidroperoksitlerin indirgenmesi sonucu oluşan okside glutatyonun (GSSG) tekrar indirgenmiş glutatyona (GSH) dönüşümünü katalize eder.

2.2.5. Glutatyon S-Transferazlar (GST)

Glutatyon S-transferazlar (GST), EC 2.5.1.18 kodlu ve her biri iki alt birimden oluşmuş bir enzim ailesidir.

Glutatyon S-transferazlar (GST), başta araşidonik asit ve lineolat hidroperoksitleri olmak üzere lipid peroksitlerine karşı selenyum-bağımsız GSH-Px aktivitesi göstererek bir antioksidan savunma mekanizması oluştururlar.
Glutatyon S-transferazlar (GST) katalitik ve katalitik olmayan çok sayıda fonksiyona sahiptirler. Bunlar hem detoksifikasyon yaparlar hem de hücre içi bağlayıcı ve taşıyıcı rolleri vardır. GST’lar, karaciğerde sitokrom P450 enzim sistemi tarafından reaktif ara ürünlere dönüştürülen yabancı maddelerin daha az reaktif konjugatlara dönüşümünü katalizlerler.

Serum GST konsantrasyon tayininin aminotransferazlardan (AST ve ALT) daha duyarlı bir hepatosellüler hasar indeksi sağladığı gösterilmiştir.

2.2.6. Katalaz (CAT)

Katalaz (H2O2:H2O2 oksidoredüktaz, EC 1.11.1.6) yapısında dört tane hem grubu bulunan bir hemoproteindir.

Katalaz esas olarak peroksizomlarda daha az olarak sitozolde ve mikrozomal fraksiyonda bulunur.

Katalaz hidrojen peroksidi (H2O2) suya ve oksijene parçalar.

Granulomatöz hücrelerde katalaz, hücreyi kendi solunumsal patlamasına karşı koruma işlevini de görür. Hücrede oluşan hidrojen peroksidi (H2O2) hidroksil serbest radikali (OH•) oluşumunu önlemek için ortadan kaldırır.

2.2.7. Mitokondriyal Sitokrom Oksidaz

Mitokondriyal sitokrom oksidaz solunum zincirinin son enzimidir ve süperoksidi (O2~-) detoksifiye eder.
Bu reaksiyon fizyolojik şartlarda sürekli cereyan eden normal bir reaksiyondur, bu yolla yakıt maddelerinin oksidasyonu tamamlanır ve bol miktarda enerji üretimi (ATP) sağlanır. Ancak çoğu zaman süperoksit (O2~-) üretimi mitokondriyal sitokrom oksidaz enziminin kapasitesini aşar ve bu durumda diğer antioksidan enzimler devreye girerek süperoksidin (O2~-) zararlı etkilerine engel olurlar.

2.2.8. Vitamin C (askorbik asit)

Vitamin C (askorbik asit) organizmada birçok hidroksilasyon reaksiyonunda indirgeyici ajan olarak görev yapar Kollajen sentezinde lizin ve prolinin hidroksilasyonu için gereklidir.
Tirozinden epinefrin sentezinin dopamin â-hidroksilaz basamağında görev alır. Tirozin yıkılımında p-hidroksi fenil pirüvatın homogentizata oksidasyonunda rol alır. Safra asitlerinin sentezindeki 7-á-hidroksilaz başlangıç basamağında rol alır. Lizinden karnitin sentezinde rol alır. Demirin emiliminde enzimatik olmayan bir yol ile indirgeyici olarak rol oynar, midede ferri demiri ferro demire indirger. İmmünite ve yara iyileşmesinde etkilidir.

Askorbik asit, güçlü indirgeyici aktivitesinden dolayı aynı zamanda güçlü bir antioksidandır. Süperoksit radikali (O2~-) ve hidroksil radikali (OH•) ile reaksiyona girerek onları ortamdan temizler.

Askorbik asit antioksidan etkisinin yanında oksidan etki de gösterir. Askorbik asit proteine bağlı ferri demiri uzaklaştırarak ya da doğrudan ferri demiri indirgeyerek Fenton reaksiyonunda hidrojen peroksit ile etkileşmeye ve sonunda hidroksil radikali (OH•) oluşturmaya uygun ferro demire dönüştürür. Bu özelliğinden dolayı vitamin C, serbest radikal reaksiyonlarının önemli bir katalisti veya bir prooksidan olarak değerlendirilir. Ancak bu tip etkisinin sadece düşük konsantrasyonlarda görüldüğü, yüksek konsantrasyonlarda güçlü bir antioksidan olarak etki ettiği kaydedilmiştir.

Vitamin C’nin fagositoz için de önemli olduğu gösterilmiştir.
2.2.9. Vitamin E (á-tokoferol)

Vitamin E (á-tokoferol) çok güçlü bir antioksidandır, hücre membran fosfolipidlerinde bulunan poliansatüre yağ asitlerini serbest radikal etkisinden koruyan ilk savunma hattını oluşturur. Vitamin E süperoksit ve hidroksil radikallerini, singlet oksijeni, lipid peroksit radikallerini ve diğer radikalleri indirger. Vitamin E zincir kırıcı antioksidan olarak bilinir. Lipid peroksidasyonu zincir reaksiyonu, vitamin E vasıtasıyla sonlandırılabilir.
Vitamin E okside olduktan sonra ve parçalanmadan önce askorbik asit ve glutatyon tarafından yeniden indirgenebilmektedir. Vitamin E ve C verilmesinin, yaşlı kişilerde ortalama kan lipid peroksit konsantrasyonlarında bir azalma sağladığı saptanmıştır.

Glutatyon peroksidaz ile vitamin E, serbest radikallere karşı birbirlerini tamamlayıcı etki gösterirler. Glutatyon peroksidaz oluşmuş peroksitleri ortadan kaldırırken vitamin E peroksitlerin sentezini engeller.

Vitamin E selenyum metabolizmasında da önemli rol oynar. Vitamin E selenyumun organizmadan kaybını önleyerek veya onu aktif şekilde tutarak selenyum ihtiyacını azaltır. Serbest radikallerin kanserin başlamasında rol aldığı ve vitamin E ile diğer antioksidanların antikanserojen etki göstererek kanserin yayılmasını ve tümörün büyümesini önlediği kaydedilmiştir.

Karotenoidler

Vitamin A’nın ön maddesi olan â-karotenin singlet oksijeni bastırabildiği, süperoksit radikalini temizlediği ve peroksit radikalleriyle direkt olarak etkileşerek antioksidan görev gördüğü saptanmıştır.

Melatonin (MLT)

Melatonin en zararlı serbest radikal olan hidroksil serbest radikalini (OH•) ortadan kaldıran çok güçlü bir antioksidandır, günümüze kadar bilinen antioksidanların en güçlüsü olarak kabul edilmektedir.

Melatonin hidroksil serbest radikali (OH•) ile reaksiyona girdikten sonra bir indolil katyon radikaline dönüşür ki bunun da ortamdaki süperoksit radikalini (O2~-) tutarak antioksidan aktivite gösterdiği kaydedilmiştir.

Melatoninin antioksidan olarak diğer bir özelliği lipofilik olmasıdır, hücrenin hemen bütün organallerine ve hücre çekirdeğine ulaşabilir ve böylece çok geniş bir dağılımda antioksidan aktivite gösterir.

Serbest oksijen radikalleri oluşturmak suretiyle kansere sebep olan safrolün DNA üzerine hasar oluşturucu etkisinin, melatonin tarafından çok etkili şekilde inhibe edildiği gösterilmiştir. Melatonin kanserin ilerleme ve gelişme safhalarını geciktirir.

Yaşlanma ile birlikte melatonin üretimi de azalır ki bunun da yaşlanma ve yaşlanmaya bağlı hastalıkların patogenezinde önemli rolü olabileceği kaydedilmiştir.

Glutatyon (GSH)

Glutatyon (GSH) karaciğerde genetik bilgiye ihtiyaç olmadan sentezlenebilen bir tripeptitdir. Glutatyon (GSH) çok önemli bir antioksidandır, serbest radikaller ve peroksitlerle reaksiyona girerek hücreleri oksidatif hasara karşı korur. Hemoglobinin oksitlenerek methemoglobine dönüşümünün engellenmesinde rol alır. Ayrıca proteinlerdeki sülfhidril (-SH) gruplarını redükte halde tutar ve bu grupları oksidasyona karşı korur, böylece fonksiyonel proteinlerin ve enzimlerin inaktivasyonunu engeller. Glutatyon (GSH) yabancı bileşiklerin detoksifikasyonu ve amino asitlerin membranlardan transportunu da sağlar.

Glutatyon (GSH) eritrositleri, lökositleri ve göz lensini oksidatif strese karşı korumada hayati öneme sahiptir.

Ürat

Normal plazma konsantrasyonunda ürat, hidroksil, süperoksit, peroksit radikalleri ve singlet oksijeni temizler. Fakat lipid radikalleri üzerine etkisi yoktur. Ayrıca vitamin C oksidasyonunu engelleyici etkisi vardır.

Bilirubin

Bilirubin süperoksit ve hidroksil radikali toplayıcısıdır.

Albümin

Albümin LOOH ve HOCl toplayıcısıdır.

Seruloplazmin

Seruloplazmin olasılıkla SOD’a benzer mekanizmayla etki gösterir. Ferro demiri (Fe2+) ferri demire (Fe3+) yükseltgeyerek Fenton reaksiyonunu ve böylece hidroksil radikali oluşumunu inhibe eder.

Transferrin ve Laktoferrin

Transferrin ve laktoferrin dolaşımdaki serbest demiri bağlarlar. Ferritin

Ferritin dokudaki demiri bağlar.

Sistein

Sistein süperoksit ve hidroksil radikali toplayıcısıdır.

Ebselen

Ebselen selenyumlu bir bileşiktir. Glutatyon peroksidaz (GSH-Px) aktivitesini güçlendirir ve lipoksijenaz yolunu inhibe eder.

S itoki nler

Sitokinler başta katalaz olmak üzere antioksidan enzimleri aktive ederler. Ancak proteolitik enzimleri aktive ettiklerinden dolayı zararlı da olabilirler.

Demir şelatörleri

Demir şelatörleri hücre içine girerek serbest demiri bağlamak suretiyle onu etkisizleştirirler, böylece Fenton reaksiyonunu ve sonuçta hidroksil radikali oluşumunu inhibe ederler. Bu özelliklerinden dolayı reperfüzyonda kullanılmalarının faydalı olduğu kaydedilmiştir.

Desferroksamin

Desferroksamin serbest Fe3+ ‘ü bağlar.

Oksipürinol

Oksipüranol allopürinolün metabolitidir, doğrudan hidroksil radikali ve hipokloriti azaltıcı yönde etki eder.
Mannitol

Mannitol hidroksil radikalini toplayıcı etki gösterir.

Probukol

Probukol kan kolesterolünü düşürmede kullanılır. Lipid peroksidasyonu zincir reaksiyonunu kırıcı etkisi vardır.

2.3. Antioksidan Aktivitenin Ölçülmesi

Oksitatif stres çalışmalarında, organizmada antioksidan savunma sistemlerinin yetersizliğini araştırmak için çeşitli biyolojik materyalde çeşitli antioksidanların aktiviteleri veya konsantrasyonları sıklıkla ölçülmektedir. Enzim olan ve enzim olmayan birçok antioksidan çeşitli yöntemlerle ölçülmektedir.

Periyodik Tablo - Elementler ve Özellikleri

14 Temmuz 2008

Hidrojen:
Sembol: H

Atom numarası: 1

Atom ağırlığı: 1.00794 g/mol

Oda koşullarında (25°C 298 K): Bilinen renksiz en hafif gaz

A-metal

s-blok elementi

Hidrojen ilk olarak 1776 yılında Henry Cavendish tarafındankeşfedilmiştir. Hidrojen ismi ise Antoine Lavoisier tarafındanverilmiştir.

Yıllazlardan yayılan ışıkların analizi sonucunda yıldızların yapısında,güneş sisteminin %90’nında hidrojen olduğu düşünülmektedir.

IA grubu elementleri, Ca, Sr,Ba gibi aktif metallerin su ile reaksiyonu sonucunda hidrojen gazı elde edilir.

Ca(k) + 2H2O –> Ca2+ (aq) + 2OH-(aq) + H2 (g)

Bazı metal hidrürleri ile su rasındaki reaksiyon sonucunda hidrojen gazı elde edilir.

CaH2 + 2H2O –> Ca(OH)2 + 2H2

Mg, Al, Cr, Fe, Mn, Zn, Cd, Co, Ni, Sn ve Pb gibi metalleri nitrik asitharicindeki diğer asitlerle reaksiyonu sonucunda hidrojen gazı eldeedilir.

Mg(k) + H+(aq) –> Mg2+ (aq) + H2 (g)

Endüstriyel olarak metan gazının su buharı ile veya kömürün su gazı(kızgın kok kömürü üzerinden su buharı geçirilmesi ile elde edilen gazkarışımı) ile reaksiyonu sonucunda elde edilir.

CH4 + H2O (1100°C) –> CO + 3H2

C(kömür) + H2O (1000°C) –> CO + H2

Diğer bir yöntem ise Demir tozunun seyreltik sülfürik asit ile reaksiyonu ile gerçekleşir.

Fe + H2SO4 –> FeSO4 + H2

En saf olarak elektroliz ile elde edilir. Az miktarda sülfürik asitveya sodyum hidroksit içeren suyun elektrolizinde katotta hidrojen gazıanotta oksijen gazı toplanır.

Helyum:
Sembol: He

Atom numarası: 2

Atom ağırlığı: 4.002602 g/mol

Oda koşullarında (25°C 298 K): Renksiz gaz

Asal Gaz

p-blok elementi

1868 yılında Fransız Pierre Janssen ve İngiliz Norman Lockyer birbirinden bağımsız olarak helyumu keşfettiler.

1908 yılında Heike Kamerlingh Onnes 0.9 K’ de ilk sıvı helyumu elde etti.

Helyum atmosferde çok az miktarda bulunmaktadır. Ayrıca helyumradyoaktif minerallerde ve Amerika Birleşik Devletlerinde tabiigazlarda bulunur. Helyum, sıvı havanın fraksiyonlu destilasyonundanelde edilir.

Lityum:Sembol: Li

Atom numarası: 3
Atom ağırlığı: 6.941 g/mol

Oda koşullarında (25°C 298 K): Gümüşümsü beyaz,gri metalik katı

Alkali metal

s-blok elementi

Lityum ilk olarak 1817 yılında Johann Arvedson tarafındankeşfedilmiştir. İlk saf olarak izolasyonu ise W.T. Brande ve HumphreyDavy tarafından lityum oksitten elektroliz yolu ilegerçekleştirilmiştir.

Spodumen cevheri ,LiAl(SiO3)2, Lityum içeriği nedeniyle ticarı olarakçok önemlidir. Öncelikle 1100°C’ de a formu ısııtılarak daha yumuşak bformuna dönüştürülür. b formu sıcak sülfürik asit ile reaksiyonasokularak Li2SO4 elde edilir. Elde edilen bu çökelek çözeltidenayrılarak Na2CO3 ile yıkanır. Böylece suda çözünmeyen LiCO3 eldeedilir.

Li2SO4 + Na2CO3 –> Na2SO4 + Li2CO3 (katı)

Elde edilen LiCO3 çökeleği HCl ile reaksiyona sokularak LiCl elde edilir.

Li2CO3 + 2HCl –> 2LiCl + CO2 +H2O

LiCl erime noktası 600°C den fazla olduğu için elektroliz ilesaflaştırılması zor olduğundan LiCl (55%) ve KCl (45%) karışımıkullanılarak erime noktası 430 C’ye düşürülür. Bu karışımın elektroliziile Li saf olarak elde edilir.

Katot: Li+(s) + e- –> Li (s)

Anot: Cl-(s) –> 1/2Cl2 (g) + e
Berilyum:

Sembol: Be

Atom numarası: 4

Atom ağırlığı: 9.0122 g/mol

Oda koşullarında (25°C 298 K): Gri renkli katı

metal

s-blok elementi

Vauquelin 1798 yılında Be3Al2(SiO3)6 (beril) mineralini keşfetmiştir.1828 yılında Friedrich Wöhler ve A. A. Bussy berilyum klorürdenberilyumu izole etmiştir.

Saf berilyum eritilmiş berilyum klorürür (BeCl2 ) elektrolizi ile eldeedilir. Eritilmiş berilyum klorürün iletkenliği az olduğundanelektroliz sırasında ortama NaCl eklenir.

Diğer bir yöntem ise berilyum florürürün Mg ile 1300°C indirgenmesi ile elde edilir.

BeF2 + Mg –> MgF2 + Be

Karbon:
Sembol: C

Atom numarası: 6

Atom ağırlığı: 12.0107 g/mol

Oda koşullarında (25°C 298 K): Grafit yapısı siyah, elmas yapısı ise renksizdir. Katı formdadır.

A Metal p-blok elementi

Karbonun 4 tane allotropu vardır. Bunlar amorf, grafit, elmas ve fullerendir.

Grafitte karbon atomları hegzagonal halkalar oluşturur ve tabakalı biryapı oluşturur. Her karbon atomu diğer 3 karbon atomuna sp2hibritleşmesi yaparak sigma bağları ile bağlanır . Karbon atomlarının4. elektronları p bağlarında kullanılır. Bu p bağı lokalizeolmadığından grafit elektriği iletir. Grafitin aktif karbon, is, kemikkömürü gibi mikro kristal yapıya sahip pek çok şekli mümkündür.


Elmasta karbon atomları sp3 hibritleşmesi yaparak tetrahedral birdüzendedir. Karbon atomları arasındaki bağlar çok kuvvetlidir. Bunedenle de çok sert ve kararlı bir yapıya sahiptir. Mavi elmas (yarıiletken) hariç elektriği iletmezler. Moleküller arasındaki kuvvetlibağlar nedeniyle ısı iletkenliği çok iyidir.

Fulleren genellikle 6 karbon atomunun düzlemsel olarak birbiri ilebağlanarak oluşturduğu içi boş küresel, silindirik ve halkasalyapılardır. 5’li veya 7’li halkalar şeklinde birleştiği zaman yapıdüzlemsellikten uzaklaşır. En küçük boyutu 60 karbonludur ve yapısıfutbol topuna benzemektedir.

Fullerenin, grafite benzeyen bağ kararlılığı nedeniyle reaktif bir madde değildir ve birçok çözücü içerisinde çözünmez

Karbon yer kabuğunda, atmosferde CO2 şeklinde ve hidrakarbonlarda (ham petrol, doğal gaz) bulunur.

Suni grafit kömürün silika (SiO2) ile reaksiyonu sonucunda elde edilir.

SiO2 + 3C (2500°C) –> SiC à Si (g) + C(grafit)

Azot:
Sembol: N

Atom numarası: 7
Atom ağırlığı: 14.0067 g/mol

Oda koşullarında (25°C 298 K): Renksiz gaz

A Metal

p-blok elementi

Azot ilk olarak 1772 yılında Daniel Rutherford tarafından keşfedildi.

Azot, sodyum azidin (NaN3) ve amonyum dikromatın bozunması ile saf olarak elde edilir.

NaN3 (300°C) –> 2Na + 3N2

(NH4)2Cr2O7 –> N2 + Cr2O3 + 4H2O


Bir diğer yöntem ise amonyağın kireç kaymağı ile reaksiyonu sonucunda elde edilir.

NH3 + 3Ca(OCl)Cl –> 3CaCl3 + N2 +3H2O


Ticari olarak havanın fraksiyonlu destilasyonu sonucunda
elde edilir. Bu yolla elde edilen azot çok saf değildir.Oksijen vediğer gazları da içerir. Bu gazların ayrıştırılması ile saf olarak eldeedilir.

Oksijen:Sembol: O
Atom numarası: 8
Atom ağırlığı: 15.9994 g/mol
Oda koşullarında (25°C 298 K): Renksiz gaz. Sıvı formda ise açık mavi

A Metal

p-blok elementi

Oksijen ilk olarak 1774 yılında Joseph Priestley ve Carl Wilhelm Scheele tarafından keşfedilmiştir.

Elementel oksijenin iki allotropu vardır. Bunlar moleküler oksijen (O2) ve ozondur (O3)

Oksijen He, Ne, ve Ar dışında tüm elementler ile bileşik oluşturur.Moleküler oksijen ise halojenler ve asal gazlar hariç bütün metalaerile oda sıcaklığında veya uygun sıcaklıkta reaskiyon verir.

Yer kabuğunun yaklaşık %50 sini oksijen oluşturmaktadır. Ayrıca havanınhacimce % 21’i de oksijendir. Laboratuvarda oksijen eldesi bazı metaloksitlerin ısıl parçalanması sonucunda elde edilir.

2KClO3 (400°C) –> 2KCl + 3O2

2KMnO4 (214°C) –> K2MnO4 + MnO2 + O2

Diğer bir elde edilişi ise suyun elektrolizi ile anotta O2 toplanır.

En ucuz elde etme yöntemi ise sıvı havanın fraksiyonlu destilasyonu sonucunda gerçekleşir.

Kükürt:Sembol:S
Atom numarası: 16

Atom ağırlığı: 32.065 g/mol

Oda koşullarında (25°C 298 K): Sarı renkli katı

A Metal

p-blok elementi

Kükürtün keşfi tam olarak bilinmiyor.

Doğal hidrokarbon gazlarının % 30 H2S içerir. Bu gazların SO2 ile reaksiyonu sonucunda

kükürt elde edilir.

2H2S + SO2 –> 3S +2H2O

Bir diğer yöntem, hidrojen sülfürün (H2S) katalitik oksidasyonu(katalizör olarak Al2O3 ve Fe2O3 kullanılır) sonucunda elde edilir.

8H2S + 4O2 –> S8 + 8H2O

İstek olursa diğer Elementleride eklerim En fazla tepkime veren elementleri belirttim şimdilik sadace…

Test Çözme Teknikleri

14 Temmuz 2008

Test Çözme Teknikleri
ÖSYS çok zorlu bir sınav olmakla birlikte aslında sistemi bilindiğindekolaylıkla üstesinden gelinebilecek bir sınavdır. Bu sınavda başarılıolmak için sadece çalışmak yeterli olmamakta, bunun için test çözmebecerisi kazanmak gerekmektedir. Çünkü bu sınava müracaat eden adaysayısı her geçen yıl artmakta kontenjanlarda bir değişiklikolmamaktadır. Yani kazanmak her yıl bir önceki yıla göre daha dazorlaşmaktadır. Bu zorluğun üstesinden gelmek için adayın sınavdayaptığı netlerin yüksek olması gerekir.

ÖSYS’de şans faktörü yoktur. Çünkü:

a) 4 yanlışın 1 doğruyu götürmesi

b) Yaklaşık 1,5 milyon rakibin olması

c) 9 dersten 100’ün üzerindeki konudan soru sorulması

d) Her soruda 4 çeldiricinin olması

e) 180 soru sorulması

f) 80 dakika süre verilmesi

g) Tek sınav olması gibi etkenler şans faktörünü azaltabilir.

Test tekniğine dayalı sınavlarda başarısızlığın nedeni nedir?

Test tekniğine dayalı sınavlarda başarısızlığın nedeni genellikle bilgieksikliğinden değil, sorulara yaklaşım tarzından veya soru sitilineaşina olmamaktan kaynaklanır. Test tecrübesi sınav sonucunu etkileyenen önemli etkenlerdendir. Test çözme tekniğini iyi bilmek istenensonucun alınmasını büyük oranda sağlayacaktır.

Sınavlarda tecrübenin önemi var mıdır?

Sınavdan önce çözülen yüzlerce hatta binlerce sorunun oluşturduğu bilgibirikimi adayın sınavda başarılı olmasını sağlar. Çünkü çözülen hersoru gerçek sınav öncesi adaya tecrübe kazandıracaktır. Aday bu bilgibirikimiyle sorulara nasıl yaklaşacağını ve soruları nasıl çözeceğini,hangi yolları kullanacağını, ne kadar süre ayıracağını ve nelere dikkatedeceğini öğrenir.

Tecrübe nasıl kazanılır?

ÖSYS sorularının özellikle yoruma dayalı olması yani bilgiden ziyadeöğrencinin bilgi birikimini kullanmayı ölçen nitelikte olması tecrübeliolmayı gerektirmektedir. Tecrübe ise çözülen soru miktarıyla ölçülür.Çözülen her bir soru tipi aday için bir avantajdır. Sınava hazırlananadayın çözemediği her sorunun doğru cevabını öğrenmesi gerekir. Bu çokönemli bir detaydır. Aksi takdirde bu soru tekrar karşısına çıktığındaaynı soruda yine takılacak ve bu durum onun için hem zaman hem demotivasyon kaybına neden olacaktır.

Test çözmede 3 unsur çok önemlidir: Bilgi, yorum ve hız. Test tekniğinikazanmak için mutlaka bilgiye ihtiyaç vardır ama aynı zamanda yorumgücünü kazanmak, süreyi iyi kullanmak ve muhakeme gücünü devreyesokabilmek bilgi ile birlikte kullanılan en önemli yardımcılardır.

Test tekniğini kavramak test çözme becerisi kazanmak için neler yapmalıyız?

Sınav hazırlık aşamasında yapmamız gerekenler;

- Bir konuyla ilgili soruları çözmeden önce o konuyu iyi öğrenmemizgerekir. Soru çözerek de öğrenip öğrenmediğimizi kontrol etmiş oluruz.

- Yeni öğrendiğimiz konularla ilgili soru çözerken kolaydan zora doğrubir yol izlersek öğrenmemiz daha da kolaylaşacaktır.

- Öğrendiğimiz her konuyla ilgili konuya hakim oluncaya dek yeterince soru çözmemiz gerekir ki konuyu iyice kavrayalım.

- Her gün belirli miktarda soru çözmeye çalışarak, soru çözmeyi bir alışkanlık haline getirmeliyiz.

- Sınav sadece bilgiyi değil bilgi kullanma hızını da ölçmektedir. Buyüzden soruları resmi süre olan bir dakikaya bağlı kalarak soruçözmeliyiz. Çünkü zamana karşı yarışıyoruz.

- Mümkün olduğunca farklı soru tarzları çözmeli, farklı soru kaynaklarından yararlanmalıyız.

- Sınavda başarılı olabilmek için çözdüğünüz soruların ÖSS niteliğine uygun olmasına dikkat etmelisiniz.

- Sınavlarda sürenin sonuna kadar kalmayı alışkanlık halinegetirmelisiniz. Aksi takdirde gerçek sınavda da sıkılabilir erkençıkmak isteyebilirsiniz. Ancak yapmanız gereken sınavın sonuna kadarbekleyip son dakikaya kadar süreyi kullanmanızdır.

- Zor soruları çözmeye çalışmakta ısrar etmeyin onları daha sonrasormak için not edin. Gerçek sınavda ise en sona bırakın. Unutmayın kizor soruyu yapan değil çok soruyu yapan sınavı kazanır.

- Her sınavda çözemeyeceğiniz sorular çıkabilir bu sizi yıldırmasın, moralinizi bozmasın.

- Yanlış çözdüğünüz sorulardan dolayı karamsarlığa düşmeyin. Çünkü heryanlış çözdüğünüz soru eğer doğru çözümünü öğrenirseniz sizin için birkazançtır.

- Çözemediğiniz soruları düşünerek stres yapmayın. Herkesin çözemeyeceği sorular mutlaka çıkar.

Hayatta yapabileceğiniz en büyük hata, sürekli bir hata daha yapacağımız korkusudur.

Albert Hubbard

- Unutmayın; bizi en çok geliştirecek olan şey yaptığımız yanlışlar;test çözdükten sonra ya da deneme sınavından sonra yaptığınızyanlışlardan dolayı moralinizi bozup soru kitapçığını fırlatırsanız yada sinirlenip yanlışlarınızı değerlendirmezseniz boşu boşuna soru çözüpzaman kaybetmiş olursunuz…

- Evde test çözerken ya da deneme sınavlarından sonra yaptığınızyanlışların tek tek tespit edilip değerlendirilmelisiniz. Yaptığınızyanlışları tek tek değerlendirin ve hatalarınızı gruplayın. Örneğin “8.soruyu dikkat eksikliğinden kaçırmışım. 15.soruyu konuyu bilmediğimiçin; 20.soruyu yanlış yapmamın sebebi ise konuyu bildiğim haldeyeterince soru çözmememden kaynaklanmış” şeklinde gruplayın… Bugruplamadan sonra belirlediğiniz problemlere çözümler geliştirin.Örneğin dikkatsizlikten soru kaçırmışsanız kendinize “bundan sonrademek ki daha dikkatli olmalıyım” yönünde telkin verin. Eğer konuyubilmenize rağmen yeteri kadar soru çözmediğiniz için yaptığınızyanlışlar varsa hemen aynı gün açın kitabı o konudan soru çözüpeksiğinizi kapatın…

- Yanlış yaptığınızda moralinizi bozup sinirlenmek yerinesevinmelisiniz. Çünkü o yanlış yaptığınız soru gerçek sınavda karşınızaçıkabilirdi, Oysa siz o soru sınavda karşınıza çıkmadan önce o soruyubuldunuz, yanlış çözdünüz daha sonra da neden yanlış yaptığınızıbelirleyip doğrusunu öğrendiniz; artık o soru ya da ona benzersorularla karşılaşırsanız bunları doğru yapacaksınız. Bundan daha güzelbir şey olabilir mi? Unutmayın bizi bir adım öne taşıyacakyanlışlarımız…

Sınav esnasında yapmanız gerekenler;

v Her testte bilgi seviyesinin altında ve üstünde sorularlakarşılaşabiliriz. ÖSYS’nin belirli bir sistemi vardır ve sorular heryıl aynı sistemde kolaylık ve zorluk derecesindedir.

%10’u çok kolay

%20’si kolay

%40’u normal

%20’si zor

%10’u çok zor

Bilgi seviyesindedir. Yani bu sene sınav çok zor olacakmış veya çokkolay olacakmış şeklindeki söylentilere inanmak çok yanlış olur çünküher sene sınav aynı zorluk veya kolaylık derecesinde olmaktadır.

- Her sorunun kendine has bir mantığı vardır. Test çözerken kendimantığınızla değil, sorunun mantığına göre hareket etmemiz gerekir.

- Soru çözerken soru köklerini çok iyi okumalı, soruda ne istediğinianlamalısınız. Ancak soruyu çok fazla okuyarak zihninizi dekarıştırmayın.

- Soruyu çözmenizi sağlayacak soru metninde yer alan önemli kelimelerin altını çizin.

- Soru kökünü ve soru paragrafını anlamadan şıkları okumaya başlamayın.Önce size verilenleri ve sizden istenenleri iyi belirleyin. Bu sizincevabı daha kısa sürede ve daha doğru bir şekilde bulmanızısağlayacaktır. Soru köklerinin olumlu ve olumsuz olmasına dikkat edin.

- Sınavda en çok yapılan yanlışlardan biride sorulara önyargılıyaklaşmamızdır. Mesela, “Bu soru zor ben yapamam; bu soru kolay cevap Aşıkkı!” gibi zaman kazanmak için yaptığımız aceleci davranışlar bizezaman kazandırmak yerine zaman kaybettirir.

- Bütün şıkları okumadan doğru olduğuna inandığınız şıkkıişaretlemeyin. Çünkü bazı sorular sizden en doğru cevabı bulmanızıister.

- Bazen 4 yanlışı bulmak bir doğruyu bulmaktan daha kolaydır. Yanlış şıkları eleyerek doğru cevaba ulaşabilirsiniz.

- İki cevap da birbirine benziyorsa, cevap, büyük ihtimalle ikisi dedeğildir. İki şık birbirinin zıttaysa, bunlardan biri doğrudur.

- Yanlış olduğuna kesin emin olmadıkça, ilk tahminde bulunduğunuzcevabınızı değiştirmeyin. Eleme yapılan şıklar arasında ilk akla gelenşıkkın doğru olma olasılığı yüksektir.

- Doğru cevaba daha kısa sürede ulaşmak istiyorsanız yanlış olduğunainandığınız şıkları hemen eleyin. Kalan şıklar üzerine düşünün. Testçözerken sorunun doğru cevabını bulmak kadar yanlış olan şıkkı bulmakda çok önemlidir. Bu bize alternatifleri daha netleştirir ve doğruşıkka ulaşma şansımız daha da arttırır.

- Hiçbir bilginizin olmadığı soruları boş bırakma alışkanlığını kazanmalısınız.
- Hiçbir bilginizin olmadığı soruları boş bırakma alışkanlığını kazanmalısınız.

- Doğru çözdüğünüzden emin olmadığınız soru ve sorular varsa o soruyuhemen çözmek yerine birkaç tane soru çözdükten sonra bakın.

- Uzun paragraftan oluşan soruları “uzun soru zordur” yargısındabulunarak o soruyu okumadan geçmeyin. Paragraf sorularının en önemliözelliği cevabının paragrafın içinde gizli olmasıdır. Sınav esnasındabazı sorular hakkında olumsuz yargılara sahip olmamız o soruyuçözmemizi zorlaştırır. Özellikle Türkçe testinin paragraf sorularınayargıyla yaklaşılır. Soru kökünün veya metninin uzun oluşu bizim içindaha fazla ipucu demektir. Bu nedenle uzun metinli sorular aslında dahakolay çözülebilen sorulardır. Yani bu konuda önyargılı olmamamızgereklidir.

- Paragraf sorularında önce soru kökünü okursanız paragrafı daha kolayve kısa sürede anlarsınız. Bu ise soruyu daha çabuk çözeceğinizanlamına gelir.

- Paragraf sorularında öncelikle soruyu daha sonra paragrafı okursanızbu size parçada ne arayacağınız konusunda bir avantaj sağlayacaktır.

- Sayısal sorularda işlemleri mutlaka kaleminizi kullanarak yapın.

- Alanınızla ilgili olan testlere daha fazla zaman ve dikkat harcayın. Asıl puanı bu bölümlerden alacağınızı unutmayın.

- ÖSYS’de yapılan en büyük hataların kaydırma, kodlama ve yanlış cevabıişaretleme gibi hatalar olduğu göz önünde bulundurulursa, çözdüğünüzher testte bu klasik hataları yapmamaya özen göstermelisiniz.

- Test çözümünde kodlama çok önemlidir. Soruyu kitapçık üzerinde çözmüşolmamız o soruyla işimizin bittiği anlamına gelmemelidir. Soruyu çözmekkadar optik formuna doğru bir şekilde kodlamak da önemlidir. Kodlamayıen sona bırakmak çok yanlış bir tutumdur. Kodlama her sorudan sonrayapılmalıdır. Kodlamayı sona bırakmak sınav sonrasında yorgunluk vedikkat dağınıklığının en üst seviyede olması sebebiyle hatalı veyaeksik kodlama riskini arttırır, kaydırma yapmanıza yol açar. Nitekimher yıl %0,5 aday kaydırma nedeniyle mağdur olmaktadır.

- Sınav esnasında yanınızdaki, önünüzdeki ve çevrenizdeki öğrencilerinhangi testte olduğu, kaç soru cevapladığıyla ilgilenmemelisiniz. Busizin dikkatinizi dağıtacağı gibi moralinizi de bozacaktır.

- Her test çözümünde süre tutun ve teste başladığınız andan itibarendış dünya ile iletişiminizi kesin. Eğer bunu başarabiliyorsanız sınavada konsantre olabiliriniz demektir.

- Çok bilinen test çözme tekniklerini öğrenip sınavdan önce deneyereksizin içi en etkili olan yöntemi sınavda kullanmalısınız.

- Çok bilinen test tekniklerinden biri de turlama tekniğidir. Bu yöntemsayesinde soruların hepsini görme ve gözden geçirme şansımız oluyor.Cevaplandırmadığımız soruların yanına bir işaret veya simge koyarsak oikinci turda o soruları bulmak bizim için daha kolay olur.

- Turlama tekniği kullanıldığında, tekrar başa dönüldüğünde zamankaybetmemek için kitap üzerindeki soruların yanına kendilerine aitsemboller kullanabilirler. Bunlar;
a- Cevabından emin olunan soruya X (çarpı) işareti konulabilir. X 1.
b- İki şıkka indirip de işaretlenmeyen soruya !(ünlem) işareti konulabilir.
c- Zaman ayırırsam yaparım denilen soruya + (artı) işareti konulabilir.
d- Boş bırakıp döndüğümde tekrar bakarım denilen soruya daire konulabilir.
e- Hiç yapamam dediğiniz soruya elips işareti konulabilir.

- ÖSYS bütün soruları cevaplama mecburiyetimizin olduğu bir sınavdeğildir. Biliyorsak cevaplandırmamız elbette bir sorun oluşturmaz.Ancak cevabı konusunda tereddüt ettiğimiz soruları gelişigüzelcevaplandırmak fayda değil zarar verecektir. Unutmamamız gereken birşey var ki her soru her net bizim için önemlidir. Bir net bizi 20.000kişinin üstüne çıkarabilir veya altına düşürebilir.

- Soru içinde geçen ipuçlarından faydalanmamız gerekir. Bunlar altıçizili, koyu puntoyla yazılmış, tırnak içende, değildir, olmaz, herzaman, hiçbir zaman, bütün, zaman zaman, yoktur, vardır, birbirindenfarklı, birbirine benzer, eşdeğer, birden fazla, ayrı ayrı, iç içe, yanyana, ikisi bir arada, ana düşünce, yan düşünce, benzer düşünce, asla,genellikle, çoğu, v.b. ipuçlarıdır.

Başarıyı hedef alın;

Mükemmel olmayı değil.

Yanlış yapma hakkından vazgeçmeyin;

Vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağını kaybedersiniz.

Unutmayın; mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar.

İnsan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğüsleyin.

Daha mutlu ve etkili bir insan olursunuz.

SINAVDA VE ÖNCESİNDE HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ

14 Temmuz 2008

SINAVDA VE ÖNCESİNDE HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ

Sınavda hızlı okumak öğrenciye hem zaman hem de daha az yorularakdaha fazla soru yapma fırsatı verir. Okuma hızımızı artırmak için şutekniklere dikkat etmemiz gerekir:

- Okunacak materyalle göz arası en az 30 cm . olmalıdır

- Dudaklar kıpırdatılmamalıdır.

- Soruları okurken başka şey düşünmemeliyiz. O tür düşünceler içinkendimize başka zaman ayırmalı ve o zamanda düşüneceğimiz yönündekendimize telkinde bulunmalıyız.

- Çok parlak ve yetersiz ışıkta okuma yapılmamalıyız. Işığın geliş yönü sol arkadan olmalıdır.

- Kafamızı hep aynı seviyede tutulmalıyız. .İleri geri sallamamalıyız.Dik oturulmalı, sağa, sola veya öne fazla eğilmemeliyiz. Bu durumlargözümüzün çok çabuk yorulmasına ve satırlar arasında kaymalara sebepolabilir.

- Okurken mutlaka kılavuz olarak kalem kullanmalı ama okunan herkelimenin altını çizmemeliyiz. Çok önemli kelimelerin ve ip uçlarınınaltını çizmemiz yeterlidir.

- Okuma yaparken gözlerimizi zaman zaman dinlendirmeliyiz. Okumayaparken gözlerimizi ara sıra kapatıp kaldırıp uzak cisimlerebakmalıyız.

- Gözlerin ara sıra açılıp kapatılması göz kaslarının dinlenmesini vebaş ağrısını önleyecektir. Okuma sırasında belli zamanlarda kısa süreliaralar vermemiz gerekir. Bu arada kan dolaşımını hızlandıracakteknikler (ayağa kalmak, elleri sallamak, boyunu hareket ettirmek vb.)kullanılmalıdır.

- Okuma amacımızın olması okuma hızımızı artıracaktır. Ne okuduğumuzu,ne bulmak istediğimizi bilerek okumalıyız.

- Okunacak malzeme hakkında daha önce bildiklerimizi aklımızdan geçirmemiz faydalı olacaktır.

- Okuma mekânındaki ısı sıcaklığı ne çok soğuk ne çok sıcak olmalıdır.

- Kelimeleri tek tek okuma yerine gruplandırarak okumalıyız. Hızlıokuma anlamı kolaylaştırır, daha az yorulmamıza sebep olur, dikkatimizidaha çok toplamamıza yarar.

“Bana bir problem ve 1 saat süre verilse bu sürenin 45 dakikasınıproblemi anlamaya, 10 dakikasını çözüm yolları üretmeye, 5 dakikasınıçözmeye ayırırım”.

Einstein

Etkin okuma

Daha etkili ders çalışabilmek ve test çözebilmek için izlenecek yöntemlerden biri de etkili okumadır.

Etkili okuma beş basamaktan oluşur:

İzle: Çalışılan bölümün hızlı bir şekilde gözden geçirilmesi. Konu ileilgili ön hazırlık yapılması. (Bu göz gezdirmenin amacı, konu hakkındagenel bir fikir edinmektir).

Sor: Göz gezdirilen konu ile ilgili sorular çıkarılmalı ve sorular birkağıda yazılmalıdır.( Ne , nerede, ne zaman, nasıl, neden ve kimsorularıyla bilgileri desteklemek.)

Oku: Bu aşamada, çıkartılan sorulara cevap bulmak amacıyla okunmalı vecevaplar yazılmalıdır.( Konuyu sorular oluşturacak şekilde okumak)

Anlat: Bu aşamada ise kitap ve defterler kapatılmalı, sadece soru vecevapların bulunduğu kağıda göz atılarak soruların cevapları yükseksesle anlatılmalıdır.( Oluşturduğunuz soruları kendi kendinize sorupcevaplandırmak.)

Tekrarla: Çıkarılmış olan soru ve cevaplar hızlı bir biçimde tekrar edilmelidir.

Etkili öğrenmenin gerçekleşmesi için etkili ve hızlı okuma, tekraryapma, etkili dinleme, bilinçli not alma ve hafızaya yerleştirme çokönemlidir. (Öğrendiğiniz bilgileri tekrar etmek)

TURLAMA TEKNİĞİ

Üniversite sınavı için sistemli ve sabırlı bir çalışma çok önemli.Ancak uzmanlar, özel taktiklerin de yararına dikkat çekiyor. Buyöntemle hataları en aza indirip kendinize avantaj sağlayabilirsiniz

ÖSS’de kullanılacak küçük tekniklerle başarı oranını artırmak mümkünoluyor. En verimli sınav tekniğini araştıran uzmanlar turlamatekniğiyle zaman tasarrufu sağlanabileceğini anlatıyorlar.

Sınavda Zaman Neden Yetmez?

Sınavda zamanı iyi kullanmak başarıyı arttıran temel faktörlerdendir.Fakat çoğu öğrenci, bunu bilmesine rağmen sınavlarda zamanı doğrukullanamamak en çok karşılaşılan problemlerin başında gelmektedir.Sınavda zamanı doğru ve etkin kullanamama nedenleri:

1. Sınavdaki kolay ve zor test sorularının puansal değerinin aynıolmasına rağmen pek çok öğrenci zor soruları çözmenin, daha fazla puangetireceği düşüncesiyle, zor sorulara takılıp, kalarak daha fazla zamanharcar. Bunun sonucu olarak sınavda başarısızlığa uğrar.

2. Sınava hangi testten başlanacağının bilinmemesi de zaman harcamanızaneden olan diğer bir faktördür. Genel kural olarak, sınava en başarılıolabileceğiniz testten başlamanız gerekir.

3. Sınavdaki uzun veya karmaşık gibi görünen sorular için çok fazlazaman harcamak, tekrar tekrar okumak yapılan diğer yanlışlıklardandır.

4. Sorulardaki “uyarıcılara” dikkat etmemek, soruyu kavramanızızorlaştırır. Bu da soruyu çözmeniz için gereken sürenin uzamasına nedenolur.

5. Sınavda ” Turlama tekniği ” kullanmamak, sıralı çözüm yolunubenimsemek gibi faktörler sınavda zamanı etkili kullanmanızı olumsuzyönde etkiler.

TURLAMA TEKNİĞİ NEDİR VE SİZE NE KAZANDIRIYOR?

Sınavda yanıtlanacak tüm testlerde, birinci turda, yanıtı kolaycabulunabilecek soruların öncelikle çözülerek zaman alıcı ve zorsoruların ikinci tura bırakılmasına TURLAMA TEKNİĞİ denir.
Öğrenci birinci turda yanıtladığı normal, kolay ve çok kolay sorularlaortalama bir puan elde etmeyi sağlarken, ikinci turda çözeceği zorsorularla, puanı daha da yükseltme şansına sahip olmaktadır. BirTestteki Çok Kolay, Kolay Ve Normal Soruları 1.Turda ÇözerekDiğerlerini 2.Tura Bırakmak Başarı Oranınızı Önemli Derecede Yükseltir.

ZOR SORUYA TAKILMAYIN.

Sınavda zamanın yetmemesinin en önemli nedeni, sıralı çözüm yapmaalışkanlığıdır. Sıralı çözüm alışkanlığı, öğrencinin yeterince güçlüolmasa dahi, sorularda zor - kolay ayırımı yapmadan ve bir soru başınadüşen puan değerinin aynı olduğuna dikkat etmeden soruları sıraylaçözmesidir.
Turlama Tekniğinin tam tersi olan bu çözüm yolunda, öğrenci, zor veuğraştırıcı sorulara takılıp gereğinden fazla zaman yitirmektedir.
Öğrenci puanını yükseltmek için, her testin çok zor bir sorusunaayrılan sürede, aynı testin 5 kolay sorusunu yanıtlamayı tercihetmelidir.
Ancak belirli bir süre geçtiğinde soru çözülemiyorsa bırakılmalı, sınav bitiminde, süre artarsa tekrar o soruyla uğraşılmalıdır.

Uzmanlar öncelikle kolay soruların çözümünün yapılması gerektiğiüzerinde duruyor. Rehber öğretmenler, başarısı defalarca test edilenturlama tekniğinin sınav sırasında mutlaka kullanılmasını öneriyor

ÇÖZÜME HANGİ TESTTEN BAŞLAMAK DAHA DOĞRUDUR?…

Testlerin çözüm sırası öğrenciden öğrenciye farklılık gösterir. Önemliolan, öğrenci için zamanlama ve verim açısından en uygun çözümsırasını, yıl içerisinde yaptığı test çözümü çalışmaları ilebulmasıdır. Sınavda testleri hangi sıra ile çözeceğinizi ve her birinene kadar süre ayıracağınızı deneyerek belirleyin. Böylece sınavda siziniçin ideal zamanlamayı uygulamaya alışırsınız.

Evde süre tutarak soru çözün, zaman sınırlamasına alışın ve hızlanın.

!Sınava girmeden önce zamanınızı nasıl kullanacağınız konusunda plan yapın

En başarılı olunan testten başlamak, sınavın başında, her öğrencidebelirli bir düzeyde bulanan sınav kaygısının da kontrol altınaalınmasına yardımcı olacaktır. Öğrencinin başarılı olacağı testte hatayapma olasılığı azalacağından, panik ve heyecan ortadan kalkacak veöğrenci dikkatini yoğunlaştırabilecek moral bulacaktır.
Bu kendinize olan güveninizi sağlar, sınav kaygısını gidermenizeyardımcı olur. Zor soruları ikinci tura bırakın.Turlama tekniği ilehata oranını düşürürken zaman kazanırsınız”. Kolay sorulardanbaşlamaktan kasıt öğrencinin en iyi olduğu alandan soru çözmeyebaşlamasıdır.

Test İçerisindeki Soruların Zorluk Düzeyleri Birbirinden Farklıdır.Ancak Kazandırdıkları Puan Aynıdır.
Zor Sorulara Fazla Puan Verilmez.
Bir Testin %70?ini Oluşturan Kolay Ve Normal Zorluktaki Soruları Çözebilirsiniz.

1 soruya 1 dakika süre ayırmanız gerektiğini unutmayın.Sorularlainatlaşırsanız sonlarda yer alan yapabileceğiniz sorulara zamanınızyetmez.

Turlama Yöntemi Yaptığını Yap Yapamadığını Geç Mantığına Dayanır.

Bir soruyu okudunuz hakkında hiçbir fikriniz yok ilk turda bu soruyla hiç uğraşmadan geçin.

Soruyu okudunuz çözümünü biliyorsunuz fakat çözüm yolu uzun ve siziuğraştıracak vaktiniz alacaktır böyle soruları da ilk turda geçmenizgerekir.

İki şıkka indirdiğiniz soruları da ilk turda geçin ikinci turda bu şıkları daha sağlıklı değerlendirme imkanınız olacaktır.

Okuduğunuzda daha çok zaman alacağını ve zor olduğunu düşündüğünüz soruların yanına işaret koyun.

Bir sonraki soruya geçtiğinizde hala önceki çözemediğiniz soruyudüşünmeyin.Sorularda oyalanmadığınız için zamanınız kalacaktır, bunudüşünerek kendinizi rahatlatın.

Öte yandan hakkında hiçbir bilginiz olmayan soruları yanıtlamayın. Rastgele işaretleme yapmak size zarar verir.

Beyninize sorular bir kere okuma hakkı verin ve bunu alışkanlık halinegetirin.soruları bir kere okuma alışkanlığı sizin daha dikkatliolmanızı sağlayacaktır.Bunu bir örnekle açılayalım ,Diyelim elinizde onhalka var ve bizden demir çubuğa geçirmemiz istense ,beynimiz şöyledüşünecektir, “senin elinde on halka var yani on hakkın var istediğingibi kullanabilirsin nasıl olsa birini demir çubuğa geçirirsin…”

Ama elimizde bir halka olsa ve bize bir hak verilse biz bu halkayıatarken beynimiz şöyle diyecektir.” Senin tek hakkın var başka hakkınyok bu hakkı iyi kullan ve dikkatli ol….”

Soruların zorluk derecesini belirleyen uzunlukları, şekilli oluşları yada karmaşık görünmeleri değil, sadece içerikleridir. Bir soru belirlibir süre içinde çözülemiyorsa bırakılmalı sınav bitiminde süre artarsatekrar o soruya dönülmelidir ve soruları sırayla çözme alışkanlığındanvazgeçilmelidir.

ŞİMDİ SINAVLARDA ZAMANI NASIL KULLANACAĞIMIZI BİR ÖRNEKLE AÇIKLAYALIM.

TÜRKÇE 30

SOSYAL 30

MAT 1 30

FEN 1 30

MAT 2 30

FEN 2 30

TOPLAM SORU 180

TOPLAM SÜRE 195

1.TUR ZAMAN KULLANIMI(DK.) TOPLAM KALAN SÜRE
20 25
20 25
20 130
20 65

1.TURUN SONUNDA KALAN SORU KALAN SORU SAYISI

5
5
6
6
8
8

2 TUR ZAMAN KULLANIMI(DK.)

TOPLAM
KALAN SÜRE

7
7
8
8
10
10
50
15

3.TUR

KALN 15 DK DA DA SÜRE SINIRLAMASI YAPMADAN YAPAMDIĞINIZ SORULARLA UĞRAŞABİLİRSİNİZ

Yukarıda ki tabloda tahmini sürelerle turlama tekniği bir örnekle açıklanmaya çalışılmıştır.

Üniversiteler

14 Temmuz 2008

Üniversteler
Abant İzzet Baysal Üniversitesi

* Web : http://www.ibu.edu.tr/
* e-mail : mailto:webmaster@ibu.edu.tr
* Telefon : (0374) 253 45 19

Adnan Menderes Üniversitesi

* Web : http://www.adu.edu.tr/
* e-mail : mailto:aatigan@adu.edu.tr
* Telefon : (0256) 214 66 89 (5 hat)

Afyon KocatepeÜniversitesi

* Web : http://www.aku.edu.tr/
* e-mail : mailto:webadmin@aku.edu.tr
* Telefon : (0272) 214 19 02

Akdeniz Üniversitesi

* Web : http://www.akdeniz.edu.tr/
* e-mail : mailto:webmaster@akdeniz.edu.tr
* Telefon : (0242) 227 44 00 (3 hat)

Anadolu Üniversitesi

* Web : http://www.anadolu.edu.tr/
* e-mail : mailto:aubhim@anadolu.edu.tr
* Telefon : (0222) 335 05 81 (8 hat)

Ankara Üniversitesi

* Web : http://www.ankara.edu.tr/
* e-mail : mailto:hot-line@ankara.edu.tr
* Telefon : (0312) 212 60 40 (10 hat)

Atatürk Üniversitesi

* Web : http://www.atauni.edu.tr/
* e-mail : mailto:webadmin@atauni.edu.tr
* Telefon : (0442) 218 41 20 (16 hat)

Balıkesir Üniversitesi

* Web : http://www.balikesir.edu.tr/
* e-mail : mailto:gbeyhan@balikesir.edu.tr
* Telefon : (0266) 245 95 60

Bilgi Üniversitesi

* Web : http://www.bilgi.edu.tr/
* e-mail : mailto:info@bilgi.edu.tr
* Telefon : (0212) 286 16 60

Boğaziçi Üniversitesi

* Web : http://www.boun.edu.tr/
* e-mail : mailto:halkilis@boun.edu.tr
* Telefon : (0212) 263 15 00 (60 hat)

Celal BayarÜniversitesi

* Web : http://www.bayar.edu.tr/
* e-mail : mailto:ogrisl@bayar.edu.tr
* Telefon : (0236) 237 28 86

Cumhuriyet Üniversitesi

* Web : http://www.cumhuriyet.edu.tr/
* e-mail : mailto:rektor@cumhuriyet.edu.tr
* Telefon : (0346) 226 15 27 (6 hat)

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi

* Web : http://www.comu.edu.tr/
* e-mail : mailto:webmaster@comu.edu.tr
* Telefon : (0286) 212 88 20 (4 hat)

Çukurova Üniversitesi

* Web : http://www.cc.cu.edu.tr/
* e-mail : mailto:ykekec@cu.edu.tr
* Telefon : (0322) 338 60 84 (4 hat)

Dicle Üniversitesi

* Web : http://www.dicle.edu.tr/
* e-mail : mailto:webmaster@dicle.edu.tr
* Telefon : (0412) 248 80 01 (16 hat)

Dokuz Eylül Üniversitesi

* Web : http://www.deu.edu.tr/
* e-mail : mailto:student@deu.edu.tr
* Telefon : (0232) 421 55 90 (5 hat)

Dumlupınar Üniversitesi

* Web : http://www.dumlupinar.edu.tr/
* e-mail : mailto:webmaster@dumlupinar.edu.tr
* Telefon : (0274) 224 42 89 (3 hat)

Ege Üniversitesi

* Web : http://www.ege.edu.tr/
* e-mail : mailto:info@bornova.ege.edu.tr
* Telefon : (0232) 388 01 10 (30 hat)

Erciyes Üniversitesi

* Web : http://www.erciyes.edu.tr/
* e-mail : mailto:rektorl@erciyes.edu.tr.
* Telefon : (0352) 437 49 37 (10 hat)

Fırat Üniversitesi

* Web : http://www.firat.edu.tr/
* e-mail : mailto:Teknik-e@servis2.net.tr
* Telefon : (0424) 236 08 46

Galatasaray Üniversitesi

* Web : http://www.gsu.edu.tr/
* e-mail : mailto:relint@gsunv.gsu.edu.tr
* Telefon : (0212) 227 44 80 (16 hat)

Gazi Üniversitesi

* Web : http://www.gazi.edu.tr/
* e-mail : mailto:gensek@sirius.gazi.edu.tr
* Telefon : (0312) 212 68 20 (10 hat)

Gaziantep Üniversitesi

* Web : http://www.gantep.edu.tr/
* e-mail : mailto:gensek@gantep.edu.tr
* Telefon : (0342) 360 12 00 (16 hat)

Gaziosmanpaşa Üniversitesi

* Web : http://www.gop.edu.tr/
* e-mail : mailto:tgopu@gop.edu.tr
* Telefon : (0356) 212 17 46 (4 hat)

Hacettepe Üniversitesi

* Web : http://www.hun.edu.tr/
* e-mail : mailto:dim@hacettepe.edu.tr
* Telefon : (0312) 310 35 45 (50 hat)

Harran Üniversitesi

* Web : http://www.harran.edu.tr/
* e-mail : mailto:bim@harran.edu.tr
* Telefon : (0414) 312 84 56 (4 hat)

İnönü Üniversitesi

* Web : http://www.inonu.edu.tr/
* e-mail : mailto:rector@inonu.edu.tr
* Telefon : (0422) 341 00 10

İstanbul Teknik Üniversitesi

* Web : http://www.itu.edu.tr/
* e-mail : mailto:admin@mail.itu.edu.tr
* Telefon : (0212) 285 30 30 (44 hat)

İstanbul Üniversitesi

* Web : http://www.istanbul.edu.tr/
* e-mail : mailto:rektor@istanbul.edu.tr
* Telefon : (0212) 514 03 03 (40 hat)

İzmir Yüksek Teknoloji Entitüsü

* Web : http://www.iyte.edu.tr/
* e-mail : mailto:iyte@likya.edu.tr
* Telefon : (0232) 441 99 00

K.Maraş Sütçü ımam Üniversitesi

* Web : http://www.ksu.edu.tr/
* e-mail : mailto:tekinel@ksu.edu.tr
* Telefon : (0344) 223 76 66

Kafkas Üniversitesi

* Web : http://www.kafkas.edu.tr/
* e-mail : mailto:info@kafkas.edu.tr
* Telefon : (0474) 212 42 24 (3 hat)

Karadeniz Teknik Üniversitesi

* Web : http://www.ktu.edu.tr/
* e-mail : mailto:information@%20ktu.edu.tr
* Telefon : (0462) 325 32 23

Kırıkkale Üniversitesi

* Web : http://www.kku.edu.tr/
* e-mail : mailto:univk@superonline.com.tr
* Telefon : (0318) 224 69 52

Kocaeli Üniversitesi

* Web : http://www.kou.edu.tr/
* e-mail : mailto:halk@kou.edu.tr
* Telefon : (0262) 324 99 10 (10 hat)

Marmara Üniversitesi

* Web : http://www.marmara.edu.tr/
* e-mail : mailto:wmaster@marmara.edu.tr
* Telefon : (0212) 518 16 00 (9 hat)

Mersin Üniversitesi

* Web : http://www.mersin.edu.tr/
* e-mail : mailto:webadmin@mersin.edu.tr
* Telefon : (0324) 361 00 01 (10hat)

Mimar Sinan Üniversitesi

* Web : http://www.msu.edu.tr/
* e-mail : mailto:ogrdai@msu.edu.tr
* Telefon : (0212) 252 16 00 (4 hat)

Muğla Üniversitesi

* Web : http://www.mu.edu.tr/
* e-mail : mailto:gsekter@mu.edu.tr
* Telefon : (0252) 212 40 02 (3 hat)

Mustafa Kemal Üniversitesi

* Web : http://www.mku.edu.tr/
* e-mail : mailto:mku@mku.edu.tr
* Telefon : (0326) 221 33 17 (3 hat)

Niğde Üniversitesi

* Web : http://www.nigde.edu.tr/
* e-mail : mailto:webadmin@alp.nigde.edu.tr
* Telefon : (0388) 232 10 00 (3 hat)

Ondokuz Mayıs Üniversitesi

* Web : http://www.omu.edu.tr/
* e-mail : mailto:webadmin@omu.edu.tr
* Telefon : (0272) 214 19 02 (2 hat)

Orta Doğu Teknik Üniversitesi

* Web : http://www.metu.edu.tr/
* e-mail : mailto:webmaster@metu.edu.tr
* Telefon : (0312) 210 10 00

Osmangazi Üniversitesi

* Web : http://www.ogu.edu.tr/
* e-mail : mailto:ogrisl@ogu.edu.tr
* Telefon : (0222) 239 37 50 (15 hat)

Pamukkale Üniversitesi

* Web : http://www.pamukkale.edu.tr/
* e-mail : mailto:rek@pamukkale.edu.tr
* Telefon : (0258) 212 55 55

Polis Akademisi

* Web : http://www.pa.edu.tr/
* e-mail : mailto:webmaster@pa.edu.tr
* Telefon : (0312) 231 78 40

Sakarya Üniversitesi

* Web : http://www.sakarya.edu.tr/
* e-mail : mailto:basin@sakarya.edu.tr
* Telefon : (0264) 343 12 90 (10 hat)

Selçuk Üniversitesi

* Web : http://www.selcuk.edu.tr/
* e-mail : mailto:mesaj@selcuk.edu.tr
* Telefon : (0332) 241 00 65

Süleyman Demirel Üniversitesi

* Web : http://w3.sdu.edu.tr/
* e-mail : mailto:rektor@sdu.edu.tr
* Telefon : (0246) 237 04 28 (3 hat)

Trakya Üniversitesi

* Web : http://www.trakya.edu.tr/
* e-mail : mailto:bhalkilis@trakya.edu.tr
* Telefon : (0284) 235 77 06

Uludağ Üniversitesi

* Web : http://www.uludag.edu.tr/
* e-mail : mailto:oidb@uludag.edu.tr
* Telefon : (0224) 442 80 06 (2 hat)

Yıldız Teknik Üniversitesi

* Web : http://www.yildiz.edu.tr/
* e-mail : mailto:webmaint@yildiz.edu.tr
* Telefon : (0212) 259 70 70 (20 hat)

Yüzüncü Yıl Üniversitesi

* Web : http://www.yyu.edu.tr/
* e-mail : yyu@yyu.edu.tr
* Telefon : (0432) 225 10 81 (5 hat)

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi

* Web : http://www.karaelmas.edu.tr/
* e-mail :
* Telefon : (0372) 257 40 10 (4 hat)

Atılım Üniversitesi

* Web : http://www.atilim.edu.tr/
* e-mail : mailto:info@atilim.edu.tr
* Telefon : (0312) 460 20 20 (pbx)

BahçeşehirÜniversitesi

* Web : http://www.bahcesehir.edu.tr/
* e-mail : mailto:info@bahcesehir.edu.tr
* Telefon : (0212) 669 65 23 (pbx)

Başkent Üniversitesi

* Web : http://www.baskent.edu.tr/
* e-mail : mailto:webmaster@baskent.edu.tr
* Telefon : (0312) 234 10 10

Beykent Üniversitesi

* Web : http://www.beyu.edu.tr/
* e-mail : mailto:info@beyu.edu.tr
* Telefon : (0212) 872 64 37

Bilkent Üniversitesi

* Web : http://www.bilkent.edu.tr/
* e-mail : mailto:bilinfo@bilkent.edu.tr
* Telefon : (0312) 266 40 00 (69 hat)

Çağ Üniversitesi

* Web : http://www.cag.edu.tr/
* e-mail : mailto:cag@cag.edu.tr
* Telefon : (0324) 651 48 00 (3 hat)

Çankaya Üniversitesi

* Web : http://www.cankaya.edu.tr/
* e-mail : mailto:webadmin@cankaya.edu.tr
* Telefon : (0312) 286 85 85

DoğuşÜniversitesi

* Web : http://www.dogus.edu.tr/
* e-mail : mailto:info@dogus.edu.tr
* Telefon : (0216) 327 11 04

Fatih Üniversitesi

* Web : http://www.fatih.edu.tr/
* e-mail : mailto:info@fatih.edu.tr
* Telefon : (0212) 889 08 10 (15 hat)

Haliç Üniversitesi

* Web : http://www.halic.edu.tr/
* e-mail : mailto:info@halic.edu.tr
* Telefon : (0212) 621 37 05 / 635 87 52

Işık Üniversitesi

* Web : http://www.isik.edu.tr/
* e-mail : mailto:isikun@isikun.edu.tr
* Telefon : (0212) 286 29 61

İstanbul Bilgi Üniversitesi

* Web : http://www.bilgi.edu.tr/
* e-mail : mailto:bilgi@bilgi.edu.tr
* Telefon : (0212) 216 22 22 / 238 10 10

İstanbul Kültür Üniversitesi

* Web : http://www.kultur.edu.tr/
* e-mail : mailto:kultur@iku.edu.tr
* Telefon : (0212) 639 30 24

Kadir Has Üniversitesi

* Web : http://www.khas.edu.tr/
* e-mail : mailto:info@khas.edu.tr
* Telefon : (0212) 442 24 58 (5hat)

Koç Üniversitesi

* Web : http://www.ku.edu.tr/
* e-mail : mailto:information@ku%20.edu.tr
* Telefon : (0212) 229 30 06

Maltepe Üniversitesi

* Web : http://www.maltepe.edu.tr/
* e-mail : mailto:maltepe@maltepe.edu.tr
* Telefon : (0216) 626 10 50

Sabancı Üniversitesi

* Web : http://www.sabanciuniv.edu.tr/
* e-mail : mailto:db@sabanciuniv.edu
* Telefon : (0216) 483 90 00 (4hat)

Yeditepe Üniversitesi

* Web : http://www.yeditepe.edu.tr/
* e-mail : mailto:vocinfo@yeditepe.edu.tr
* Telefon : (0216) 387 91 00

İstanbul Ticaret Üniversitesi

* Web : http://www.iticu.edu.tr/
* e-mail : mailto:rektorluk@iticu.edu.tr
* Telefon : (0212) 511 41 50

İzmir Ekonomi Üniversitesi

* Web : http://www.izmirekonomi.edu.tr/
* e-mail :
* Telefon : (0232) 279 25 25

Ufuk Üniversitesi

* Web : http://www.ufuk.edu.tr/
* e-mail : mailto:ufukuni@ufuk.edu.tr
* Telefon : (0312) 284 77 77

Yaşar Üniversitesi

* Web : http://www.yasar.edu.tr/
* e-mail : mailto:rektorluk@yasar.edu.tr
* Telefon : (0232) 463 33 44

Okan Üniversitesi

* Web : http://www.okan.edu.tr/
* e-mail : mailto:okan@okan.edu.tr
* Telefon : (0216) 452 42 12

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi

* Web : http://www.etu.edu.tr/
* e-mail : mailto:bilgi@etu.edu.tr
* Telefon : (0312) 266 37 23

Doğu Akdeniz Üniversitesi

* Web : http://www.emu.edu.tr/
* e-mail : mailto:info@cc.emu.edu.tr
* Telefon : (0392) 366 65 88

Girne Amerikan Üniversitesi

* Web : http://www.gau.edu.tr/
* e-mail : mailto:gau@gau.edu.tr
* Telefon : (0392) 822 32 03 (4 hat)

Lefke Avrupa Üniversitesi

* Web : http://www.lefke.edu.tr/
* e-mail : mailto:registrar@lefke.edu.tr
* Telefon : (0392) 727 73 62 (8 hat)

Uluslararası Amerikan Üniversitesi

* Telefon : (0392) 815 73 83 (3 hat)

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi

* Web : http://www.ciu.edu.tr/
* e-mail : mailto:info@ciu.edu.tr
* Telefon : (0392) 223 49 01

Yakın Doğu Üniversitesi

* Web : http://www.neu.edu.tr/
* e-mail : mailto:bektas@neu.edu.tr
* Telefon : (0392) 223 64 64

ÖSS Soru Kitapçıkları Cevap Anahtarları (1999 - 2007)

14 Temmuz 2008

Öss Soru Kitapçıkları cevap anahtarları 1999 - 2007 yılları arasındaki tüm sorular ve cevap anahtarları.

DownLoaD: 25.1 MB

http://rapidshare.com/files/118266118/oss07-99.rar

Alan Seçiminin Öss Sürecindeki Önemi

14 Temmuz 2008

Ülkemizde , üniversiteye yerleşmekle meslek sahibi olmak çoğu kez eşanlamlı kabul edilmektedir . Öğrenciler üniversiteye yerleşmeyigelecekleri açısından bir nevi teminat ve gelecekteki hedefleri için deönemli bir basamak olarak görmektedir. Bundan dolayıdır ki üniversitesınavını kazanmak ve istediği bölüme yerleşmek hemen her öğrencininhayalini süsler.

1.5 milyonu aşkın öğrencinin girdiği öss sınavını kazanmak içindikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır : Öğrencinin hedefini netbir şekilde belirlemesi , öss hazırlığını lise son sınıfa bırakmaması ,çalışma sürecinde pes etmemesi , verimli ders çalışma yollarını bilmesi, sağlıklı bir alan seçimi yapması vs… Şüphesiz bu kuralların sayısınıartırmak mümkündür. Fakat biz bu yazımızda özellikle “alan seçimi”niele alacağız.
Alan seçimi , Öss (öğrenci seçme sınavı) sürecinin en önemlikilometre taşlarından birisidir. Öğrencilerin ilgi ve kabiliyetlerininyanı sıra başarılı oldukları derslerden eğitim almasını sağlamak , alanseçiminin temel gerekçesidir. ÖSYM’nin 1999 yılından itibarenbaşlattığı uygulamayla birlikte “alan seçimi “ , bir öğrencinin Öss’deidealindeki bölümü kazanmasında belirleyici bir unsur haline gelmiştir.Bu değişiklikten önce , üniversiteye girişte herhangi bir katkısıolmadığı için, öğrenciler ve veliler alan seçimine fazla önemvermiyorlardı. Yeni uygulama ile öğrencilerin, velilerin ve rehberöğretmenlerin alan seçimine önem vermeleri sağlanmış ve lise dersleriüniversiteye girişte daha önemli hale gelmiştir. Çünkü yapılan budeğişiklikle birlikte öğrenciler üniversite öğrenimine ancak lisedeöğrenim gördükleri alana uygun bir bölümde devam edebilirler. Gerçiortak alandan birkaç tercih yapma imkanı vardır , fakat bunlar da sonderece kısıtlıdır.
Alan seçimi ne zaman yapılır?
Sınıf geçme yönetmeliğine göre alan seçimi 9. Sınıfın sonundayapılır. 9. Sınıfın sonundan başlamak üzere yaz boyunca okullaraçılıncaya kadar alan seçimi yapılabilir. Nakillerde ve değişikliklerdebu süre okulların açılmasını takip eden ilk bir aya kadar uzatılabilir.
10 uncu sınıf sonunda bir üst sınıfa geçebilecek öğrenciler, derskesiminden itibaren yeni ders yılının ilk bir ayı içinde not şartıaranmaksızın alanını değiştirebilir. Ancak alanını değiştiren öğrenci,yöneldiği yeni alana ait alt sınıfın görmediği alan dersleri ilegördüğü hâlde haftalık ders saati sayısı farkı bir ders saatinden fazlaolan alan derslerinden sorumlu tutulur ve bu derslerden alandeğişikliğini takip eden ilk ortalama yükseltme ve sorumluluk sınavlarıdöneminde sınava alınır.
Alanlar nasıl belirlenir?
Alanların belirlenmesinde , öğrencinin 9. Sınıf notlarına ve kendiisteğine, öğrenci velisinin yazılı isteğine, ilgili müdür yardımcısınıngörüşüne, sınıf ve rehber öğretmenin görüşüne başvurularak kararverilir. Öğrenciler Fen Bilimleri , Sosyal Bilimler , Yabancı dil ,Türkçe – Matematik , Spor ,Genel Kültür alanlarından herhangi birisiniseçebilir.
Öğrencilerin belirli bir alana yönelebilmesi için 9. Sınıf sonunda oalanla ilgili derslerin ağırlıklı not ortalaması 2.5 ve daha yukarıolması gerekir. Eğer öğrenci hiçbir alan için bu şartları taşımıyorsaen yüksek ortalamaya sahip olduğu alana yönlendirilir. Öğrencilerşartlarını taşıdıkları birden fazla alandan herhangi birinin tercihedebilir. Eğer şartlarını taşımadığı bir alanı arzu ediyorsa; seçtiğialanı tercih eden en düşük not ortalamalı öğrenciden ortalamasınınyüksek olması yeterli kabul edilir.
Alan seçiminin üniversiteye girişteki önemi :
a - Alan – bölüm ilişkisi : Mevcut Öss siteminde , öğrencilerinhangi alandan mezun olunca hangi bölümleri tercih edebilecekleribelirlenmiştir. Örneğin bir öğrenci;
* Fen bilimleri alanından ( sayısal ) mezun olmuşsa ; MühendislikFak , Tıp Fak , Dişçilik Fak , Eczacılık Fak, Matematik ,Fizik, Kimya,Biyoloji Öğretmenlikleri vs…
* Türkçe – matematik alanından ( eşit ağırlık ) mezun olmuşsa ; HukukFak , Kamu Yönetimi, İşletme ,İktisat , Psikoloji , Sınıf Öğretmenliğivs…
* Edebiyat – sosyal alanından ( sözel ) mezun olmuşsa ; Gazetecilik ,Basın Yayın , Türk Dili ve Edebiyatı ,Tarih ,Coğrafya vs…
* Yabancı dil alanından mezun olmuşsa ; Yabancı dil öğretmenlikleri ,Mütercimlik-tercümanlık vs… bölümlerini tercih edebilmektedir.
Öğrencilerin ortak alandan da tercih edebildikleri bölümler vardır.Fakat bunlar oldukça sınırlıdır. Sözgelimi “İşletme bölümü ”Türkçe-Matematik alandan öğrenci aldığı halde Fen bilimlerinden mezunolan bir öğrenci tarafından da tercih edilebilmektedir.
b - Alan – Aobp (Ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı) ilişkisi :
Mevcut Öss sistemine göre öğrencilerin öss puanı hesaplanırken ,puanlamaya “Aobp (ağırlklı ortaöğretim başarı puanı) ” de dahiledilmektedir. Öss puanının %21’ini oluşturan Aobp’yi , çok dar veyüzeysel bir ifadeyle “ öğrencinin lisedeki başarı düzeyi ” olaraktanımlayabiliriz. Bir okuldaki maximum Aobp 100 (yani diploma notu 5.0), minimum Aobp ise 50 dir. Öğrencinin Öss puanına Aobp ilave edilirken, liseden mezun olduğu alana dikkat edilir. Eğer alana uygun tercihyapılımışsa Aobp 0.8 ile çarpılır. Alan dışı tercih yapılmışsa Aobp 0.3ile çarpılır. Yani alan dışı tercih yapılmasından dolayı yaklaşık 25 –50 puan arasında puan kaybı olacaktır. Meslek lisesi öğrencisi alanınauygun tercih yapması halinde Aobp’si 1,04 ile çarpılır. Yani 0,24katsayılık ek puan alır. Şimdi konuyu biraz daha somutlaştırmak içinbir örnek verelim :
Hukuk fakültesinde okumak isteyen bir öğrenci zorunlu olarak liseöğrenimini Türkçe – matematik alanından tamamlamalıdır . Tıpfakültesinde okumak isteyen bir öğrenci de Fen bilimleri alanındanmezun olmalıdır. Eğer öğrenci Türkçe – Matematik alanından mezun olduğuhalde Tıp fak. tercih ederse alandışı tercih yapmış olur. Bu durumdaAobp’si 0.3 ile çarpılır. Aynı şekilde fen bilimleri alanından mezunolan bir öğrenci hukuk fak. tercih ederse yine aobp’si 0.3 ileçarpılır. Her iki halde de söz konusu öğrenciler alandışı tercihyaptıkları için yaklaşık 25 – 50 puan kaybına uğrayacaklarındanistedikleri bölümleri kazanmaları çok zor , hatta imkansızdır.
Görüldüğü gibi mevcut Öss sistemi , öğrencilerin lisede öğrenimgördüğü alana uygun tercih yapmasını teşvik etmektedir. Alan dışıtercihlerdeki “puan kırılması uygulaması” ile öğrencilerin alanlarınındışında bir bölüm tercih etmesini önlemeye çalışmaktadır.
Alan seçiminin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar :
a – Okula düşen sorumluluklar :
Her ne kadar alan seçimi 9. sınıfın sonunda yapılsa da , bu seçimin9. sınıfın başından itibaren planlanması gerekir. Başta okul idaresiolmak üzere okul rehber öğretmeni ve sınıf rehber öğretmenleri bir ekiphavası içinde , alan seçimi konusunda öğrencilere yardımcı olmalıdır.Bu bağlamda özellikle okul rehber öğretmenin öğrencilere yönelikbilgilendirici ve yönlendirici çalışmalar yapması çok faydalıolacaktır. Çünkü alan seçimi test ve envanterlerle desteklenmesigereken zor ve önemli bir süreçtir. Okul rehber öğretmenin belirli birprogram dahilinde öğrencilere “Kendini Değerlendirme Envanteri” ,“Mesleki Eğilim Envanteri”, “Akademik Benlik Kavramı Ölçeği”vb…envanterleri uygulaması , öğrencilere kendi ilgi ve yeteneklerinikeşfetme fırsatı vereceği gibi sağlıklı bir şekilde alan seçimiyapmalarında da fayda sağlayacaktır.
b - Veliye – ebeveyne- düşen sorumluluklar
Gerçek şu ki alan seçimi sürecinde öğrencinin en çok tesirindekaldığı mercilerden birisi de ebeveynidir. Elbette ki ebeveynin busüreçte çocuğunu yalnız bırakmaması gerekir. Ebeveynin bu süreçteçocuğuyla fikir alışverişinde bulunması , çocuğunun öğretmenleriyle budurumu değerlendirmesı faydalı ve gereklidir de. Fakat ebeveynin alanseçiminde son sözü öğrencisine bırakması hayati önem taşımaktadır.Bazen ebeveyn ile öğrencinin hayalleri çatışabiliyor. Ebeveyn ,öğrencisinin istediği alana gitmesine müsade etmeyip biraz da öğrenciyezor kullanarak kendi istediği alana yöneltebiliyor. Örneğin öğrenci “Yabancı dil bölümünü seçip üniversite sınavında mütercimlik –tercümanlık bölümünü tercih edeceğim” derken ebeveyn de “ Çocuğumundoktor olmasını istiyorum. Bunun için çocuğum Fen bilimleri alanınıtercih etsin ” diyebiliyor. Aslında bu durum daha çok ebeveyninzamanında gerçekleştiremediği hedeflerini kendi çocuğunda görmeyiistemesinden kaynaklanmaktadır. Oysa bu çok riskli bir durumdur.Öğrencinin ebeveyninin baskısından ötürü yanlış alan seçmesi öncelikleyanlış bölümde okumasına nihayetinde ise istemediği bir mesleğiseçmesine sebep olacaktır. Öğrenci seçtiği mesleğin ,kendine uygunolmadığını zamanla anlar. Kendi arzuladığı mesleğe ulaşmak için yaöğrenimini yarıda keser, ya da öğrenimini tamamladıktan sonra tekrarbir hazırlığa girişir. Bu durumda öğrenci hayatı boyunca ebeveyninisuçlarken ebeveyn de böyle bir şeye sebep olduğu için vicdan azabıduyacaktır.
c – Öğrenciye düşen sorumluluklar
Öğrencinin alan seçimi yaparken dikkat etmesi gerektiği en önemlihusus seçeceği alanın bir anlamda gelecekteki mesleğini belirleyeceğinibilmesidir. “ Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğer düğmeler deyanlış iliklenir ” kaidesince , öğrencinin lisede iken yapacağı yanlışalan seçimi onun hayalindeki mesleği kazanmasını güçleştirecektir .Bundan dolayı öğrencinin alan seçimi yaparken çok dikkatli davranmasıve bu işin uzmanlarına danışması gerekir.
Öğrencileri yanlış alan seçimine sürükleyen bazı faktörler
a - Arkadaş grubunun etkisi
Bilindiği gibi ergenlik döneminde birey , en çok arkadaş grubununtesirinde kalmaktadır Bu dönemde arkadaşlarının görüşleri birey içinbüyük önem taşımaktadır. Ve alan seçimi de bu dönemde yapılmaktadır.Öğrenci alan seçimini yaparken kendi yeterliliğini , kendi hedeflerinigöz önünde bulundurup kendisine uygun alanı seçeceği yerde , arkadaşgrubunun seçtiği veya kendisine önerdiği alanı seçebilmektedir. Bazıöğrenciler yaptıkları bu yanlışın farkına varıp ertesi yıl seçtiğialanı değiştirirken bazıları da maalesef bu girdaptan kendisinikurtaramaz ve bu yanlışa devam ederler. Lise mezunu olduktan sonrabireyin alan değiştirme imkanı olmadığından dolayı belli bir zamansonra hatasının farkına varması pek bir şey değiştirmeyecektir.
b - Bazı yanlış düşünce kalıplarının etkisi :
Öğrencilerin yanlış alan seçmesinin nedenlerinden birisi detoplumumuzda yaygın olan bazı yanlış düşünce kalıplarıdır. Maaleseftoplumumuzda “ kaliteli ve zeki öğrenciler fen alanına , kapasitesidüşük olan öğrenciler de Tm, Sos.Bil, Y.Dil , vs… alanlarına gider “şeklinde yaygın ve yanlış bir kanaat vardır. Sayısal alanlarınyüceltilip diğer alanların horlandığı bu düşünce tarzının etkisiyle ,birçok öğrenci sayısal alanda başarılı olamayacağını bildiği haldesadece bu olumsuz etikete maruz kalmamak için fen alanınıseçebilmektedir. Bu düşünce tarzı , öğrencilerin yanlış alan seçmesinesebep olduğu gibi öğrenciler arasında bir takım kutuplaşmalar ve hoşolmayan algılamalara da yol açabilmektedir.
c – Ebeveyn baskısı :
Yukarıda da kısaca belirtildiği gibi bazı ebeveynler , öğrencisininistediği alana gitmesine müsade etmeyip bizzat kendi istedikleri alanayöneltebiliyor. Öğrencilerin “ hiç istemediğim halde ailemin zoruyla bualanı seçtim” şeklinde ifade ettikleri bu traji komik ifade aslındauzun vadede öğrenciyle ailesi arasında yaşanabilecek bazı olumsuzhadiselerin de habercisi gibidir. Çünkü öğrencinin istediği bölümdeokuyamamasının faturasını ailesine kesmesi kuvvetli bir ihtimaldir.
d – Öğrencinin kendi yeterliliğini gerçekçi bir şekilde değerlendirmemesi :
Bu problem daha çok Fen bilimlerini tercih etmek isteyenöğrencilerde görülmektedir. Öğrenci sayısal derslerde yeteri kadarbaşarılı olmadığı halde , sayısal puanla öğrenci alan bir fakültedeokuma ümidiyle ısrarla Fen bilimleri alanını tercih edebiliyor. Oysaböyle bir durumda öğrenci mantıklı hareket etmeli ve duygusal bir tavıriçine girmeden başarılı olabileceği başka bir alana yönelmesi gerekir.
e – Öğrencinin hangi mesleği seçeceğini belirleyememiş olması :
ileride hangi mesleği seçeceğini net bir şekilde belirleyenöğrenciler alan seçimini de daha sağlıklı yapmaktadır. Öğrencininmeslek seçimi konusundaki kararsızlığı ise alan seçiminde debocalamasına sebep olabilmektedir. Bu bağlamda okul rehber öğretmeninindeğişik meslek gruplarından konuşmacılar davet edip öğrencileribilgilendirici seminer – konferanslar düzenlemesi çok yararlı olacaktır.
f – Öğrencinin alan seçimi konusunda yeterli bilgiye sahip olmaması.
Alan seçimi hakkında yeterli teknik bilgiye sahip olmayan öğrencileralan seçimini yanlış yapabilmektedir. Özellikle lisede seçilen alan ileüniversitede okunabilecek bölüm arasındaki ilişkiyi yeterince bilmeyenve nihayetinde alan seçiminin mantığını yeterince kavrayamamışöğrenciler alan seçimini hatalı yapabilmektedir. Öğrencilerin busüreçte şuurlu davranması ve gerekli mercilerden yeteri kadar bilgialması eğitim hayatları açısından büyük önem arz etmektedir.
Sonuç olarak diyebiliriz ki , lisede seçilen alan ile üniversitedetercih edilen bölüm arasındaki ilişki , alan seçiminin bir anlamda“meslek seçimi” olduğu düşüncesini beraberinde getirmektedir. Böylece ,öğrenci lisede yöneldiği alanla birlikte geleceğe yönelik meslekialternatiflerini de belirlemiş olmaktadır. Bu durum öğrencilerin alanseçimini yaparken zorunlu olarak mantıklı ve gerçekçi davranmasınıgerektirmektedir.
Akın Yıldırım
Özel Balıkesir Fırat Lisesi
Rehber Öğretmeni

ÖSS İle İlgili En Çok Merak Edilenler

14 Temmuz 2008

Değerli arkadaşlarım, bu yazımda ÖSS ile ilgili sitemizin soru-cevapbölümüne gelen sorulara verdiğim cevapları bir araya topladım. Yararlıolması dileğiyle…

SORUBig Grinüz liseliler iki yıllık meslek yüksekokullarından hangi bölümleri tercih edebilir? Teşekkürler.
CEVAP:Değerli üyemiz, iki yıllık bölümlere öncelikle meslekliselerinin ilgili bölümlerinin öğrencileri sınavsız geçişleyerleştirilecektir. Onlardan geriye kalan kontenjanlara y-öss puanlarıile öğrenci yerleştirilecektir.2006 ÖSS kılavuzunda (sayfa 36-42 arası)tablo 3C’ yi incelemenizi öneririm. Başarılar diliyorum. Selamlar.
SORU: Merhaba ben ilerde Türkçe öğretmeni olmak istiyorum amasözelle alıyor sözelde başarısızlar olduğu için gitmek istemiyorumsayısala gidip sözelden tercih yapınca puan düşüyor mu?

CEVAP: Türkçe öğretmenliği sözelden ve eşit ağırlıktan öğrencialıyor. Sözele gitmek istemiyorsanız eşit ağırlık bölümündeokuyabilirsiniz. Okulunuzdaki rehberlik öğretmeni ile ayrıntılı birgörüşme yapmanız yararınıza olabilir. Selamlar.
SORU: Öğrenciler tercihlerini geçen yılın puanlarına göre miyapacaklar. Puanlar ne kadar artabilir. Puan artışı her okul için aynıoranda mı olacak.Teşekkürler.

CEVAP: Öğrenciler tercihlerini geçen yılın puanlarına göreyaparlarsa yanılabilirler. Bu nedenle en sağlıklı tercih yüzdelikdilime göre yapılan tercihtir. Puan artışı konusunda net bir şeysöylemek mümkün değil. Selamlar.
SORU: Merhabalar okul birincisi belirlenirken not ortalamasını biriyıl sonunda 5.00 diğeri yükseltmelerle 5.00 yaparsa hangisi seçilir.

CEVAP: Okul birinciliği Haziran ayı içerisinde belirleniyor veÖSYM’ye bildiriliyor. Ortalama yükseltme sınavı ağustosta yapılacak.Ağustos’taki yükseltmeler sonucunda birinci olsanız dahi bu işinizeyaramayacaktır. Çünkü ÖSYM yerleştirmesini yapmış olacaktır. Okulbirinciliği hakkı mezun olunan yıl kullanıldığı içinde Ağustos’ta eldeedilen birincilik bir anlam ifade etmeyecektir. Selamlar.
SORU: Sınav tercihlerinde nelere dikkat edilmeli? Tercihler nasıl yapılmalı? Teşekkürler

CEVAP: Tercihlerde puan sıralamasından daha çok başarı sırası yada yüzdelik dilime göre sıralama yapılmalı. Selamlar.
SORU: ÖSS’nin birinci kısmındaki Türkçe sorularının katsayısı 2.kez değiştirildi mi? Değiştiyse katsayı kaç oldu?

CEVAP: Değerli üyemiz, katsayı değişikliği olmadı.Türkçe sorularıstandart puanının çarpılacağı katsayı 2006 ÖSS kılavuzunda belirtildiğigibidir. Selamlar.
SORU: Sınavdan bir hafta önce neler yapmalı nelere dikkat etmeli

CEVAP: Değerli üyemiz, sınavdan 1 hafta önce en çok dikkat edilmesigereken şey yeni yaşantılara girmemek olmalıdır. Alışılmışyaşantınızdan farklı bir şeyler yaşamamaya özen gösterin. Sınava 2 günkalasıya kadar deneme sınavı çözebilir ve yapamadığınız sorularınkonularına bakabilirsiniz. Sınava 2 gün kala tüm ders çalışmalarınızıbırakın ve dinlenmeye çalışın. Doğa yürüyüşleri yapın, temiz hava alın.Bütün bunlardan